Bilişim suçları, dolandırıcılık ve suçtan elde edilen malvarlığı değerlerinin aklanması gibi suç tiplerinde; paranın gönderildiği banka hesabının veya kripto varlık platformu hesabının gerçekte kim tarafından kullanıldığının tespiti, soruşturmanın en kritik aşamalarından birini oluşturmaktadır. Özellikle son yıllarda artış gösteren "hesap kiralama", "bilgi dışında hesap kullanılması" ve üçüncü kişiler adına açılmış hesaplar üzerinden gerçekleştirilen işlemler, ceza soruşturmalarında teknik incelemelerin önemini daha da artırmıştır.
Ceza muhakemesi hukukunda geçerli olan delillerin serbestçe değerlendirilmesi ilkesi gereğince, maddi gerçeğe ulaşabilmek adına tüm teknik verilerin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda yalnızca banka hareketlerinin incelenmesi yeterli görülmemekte; hesabın fiilen kim tarafından ve hangi yoğunlukta kullanıldığının da ortaya konulması beklenmektedir.
Soruşturma makamları tarafından yürütülen incelemelerde, suçta kullanıldığı iddia edilen hesabın günlük hayatta olağan bankacılık faaliyetleri için kullanılıp kullanılmadığı araştırılmalıdır. Bu inceleme yalnızca havale ve EFT kayıtlarıyla sınırlı tutulmamalıdır.
Özellikle aşağıdaki teknik veriler, hesabın gerçek kullanıcısının belirlenmesi bakımından önem taşımaktadır:
Bu teknik veriler sayesinde hesabın sürekli olarak aynı kişi tarafından mı yoksa farklı kişi veya cihazlar üzerinden mi kullanıldığı değerlendirilebilmektedir.
Uygulamada bazı banka hesaplarının, hesap sahibinin bilgisi dışında üçüncü kişilerce kullanıldığı görülmektedir. Özellikle internet dolandırıcılığı ve yasa dışı bahis soruşturmalarında; maddi menfaat karşılığında banka hesabını kullandıran kişilerle birlikte, hesap bilgileri ele geçirilmiş mağdurların da soruşturmalara dahil edildiği durumlarla karşılaşılmaktadır.
Bu nedenle soruşturma makamlarının, hesabın geçmiş kullanım alışkanlıklarını da incelemesi gerekmektedir. Örneğin:
gibi hususlar, hesabın olağan sahibi dışında kişiler tarafından kullanılmış olabileceğine işaret edebilmektedir.
Buna karşılık; maaş ödemeleri, otomatik fatura talimatları, market harcamaları veya düzenli finansal işlemler gibi rutin kullanım örnekleri, hesabın aktif biçimde hesap sahibi tarafından kullanıldığını gösterebilecek önemli veriler arasında yer almaktadır.
Özellikle bilişim sistemleri aracılığıyla işlenen dolandırıcılık suçlarında sıkça karşılaşılan savunmalardan biri; banka hesabının başka kişiler tarafından kullanıldığı veya hesap sahibinin hesabı belirli bir ücret karşılığında üçüncü kişilere kullandırdığı yönündedir.
Bu tür dosyalarda yalnızca para transfer kayıtlarına dayanılarak değerlendirme yapılması, maddi gerçeğin eksik ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Bu sebeple adli makamların, hesabın aktif kullanım durumunu teknik veriler ışığında ayrıntılı biçimde araştırması gerekmektedir.
Hesabın sadece suç tarihinde kısa süreli kullanılmış olması, olağan bankacılık işlemlerinin bulunmaması veya farklı cihazlardan erişim sağlanması gibi teknik bulgular; hesap sahibinin suçun faili değil mağduru olabileceği ihtimalini de gündeme getirebilmektedir.
Yargıtay uygulamalarında da banka hesabının fiilen sanık tarafından kullanılıp kullanılmadığının araştırılması gerektiği vurgulanmaktadır. Nitekim yüksek mahkeme; sanığın ilgili banka hesabını aktif olarak kullanmadığını savunmasına rağmen bu konuda yeterli araştırma yapılmadan mahkûmiyet kararı verilmesini "eksik inceleme" olarak değerlendirerek bozma nedeni saymıştır.
T.C. Yargıtay 17. Ceza Dairesi'nin E. 2015/23970, K. 2017/14700 sayılı ve 27/11/2017 tarihli ilamında;
"Sanığın hesabına 12/08/2008 tarihinde aktarılan para üzerine 13/08/2008 tarihinde bloke konulduğu, sanığın savunmasında bankamatik kartının eski eşi ... tarafından alındığının iddia edilmesi karşısında; paranın hesaba aktarıldığı tarih ile bloke konulduğu tarih arasında hesaptan para çekilmeye çalışılıp çalışılmadığı, hesabın açıldığı tarihte, hesabın kullanılan aktif bir hesap olup olmadığı hususları araştırılıp, sanığın eski eşi ... duruşmaya celbi ile dinlenip sonucuna göre hukuki durumun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik kovuşturma ile sanığın mahkumiyetine karar verilmesi"
bozma gerekçesi yapılmıştır.
Yine, T.C. Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin E. 2018/8073, K. 2020/1791 sayılı ve 11/02/2020 tarihli ilamında da benzer şekilde;
"Sanığın suçlamaları kabul etmediği, okuma yazmayı suç tarihinden sonra öğrendiğini beyan ettiği, suça konu paranın bankamatikten çekildiği, suça konu paranın çekildiği anın görüntüsünün elde edilemediği olayda; sanığın olay öncesine ait hesap hareketlerinin ilgili bankadan istenilerek hesabının aktif olarak kullanılıp kullanılmadığı, kullanıldığı belirlenir ise bankamatikten de işlem yapılıp yapılmadığının tesbiti ile sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik soruşturma ile hüküm kurulması"
yönünde hüküm verilmiştir. Bu yaklaşım, ceza muhakemesinde teknik incelemelerin ve dijital delillerin ne derece önemli hâle geldiğini açıkça göstermektedir.
Bilişim suçları ve finansal suçlara ilişkin soruşturmalarda, suça konu paranın gönderildiği banka hesabının aktif kullanım durumunun araştırılması; yalnızca failin tespiti bakımından değil, aynı zamanda masum kişilerin cezai sorumluluk altına girmesinin önlenmesi açısından da kritik öneme sahiptir.
Bu nedenle soruşturma makamlarının; IP kayıtları, cihaz bilgileri, mobil bankacılık verileri ve geçmiş kullanım alışkanlıkları gibi teknik unsurları birlikte değerlendirerek kapsamlı bir inceleme yürütmesi gerekmektedir. Özellikle "hesap kiralama" veya "bilgi dışında kullanım" savunmalarının bulunduğu dosyalarda, hesabın mutat kullanım biçiminin ortaya konulması, maddi gerçeğe ulaşılması bakımından belirleyici rol oynamaktadır.
Önemli: Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Banka veya kripto hesabınız bilginiz dışında bir suçta kullanıldıysa ya da bu nedenle hakkınızda soruşturma başlatıldıysa, savunmanızın teknik delillerle doğru kurgulanması için bir ceza avukatından destek almanızı öneririz.
