Türkiye’de internetin ilk kez kullanılmaya başladığı tarih olan 12 Nisan 1993’ten günümüze kadar geçen 28 yıllık periyotta üniversitelerde başlayan teknoloji çağı günümüzde her eve girecek kadar gelişmiş bir durumdadır. Akıllı telefonların da günlük hayatımıza girmesiyle tüm bilgi, iletişim, mesleki ve ticari işlerin bilişim sistemleri üzerinden yürüdüğü bir dönemde yaşamaktayız. Günümüzde artık insanlar her ihtiyacını Amazon, Alibaba, Hepsiburada, Sahibinden … gibi internet siteleri vasıtasıyla karşılamaktadır. Teknoloji sayesinde insanlar; yüz yüze gelmeden alışverişler yapmakta, sözleşmeler imzalamakta, sesli ve görüntülü iletişim sağlanmakta, tek tuşla paralarını bir hesaptan başka bir hesaba aktarmaktadırlar. Teknolojinin bu sayılanlar gibi nice avantajları bulunmaktadır ancak yine teknolojinin gelmiş olduğu aşama itibariyle her gün on binlerce insan; alışveriş sitelerindeki yanıltıcı reklamlarla, sipariş edilenden çok farklı gönderilen ürünlerle, parasını gönderip karşılığında hiçbir şey alamadığı alışveriş hileleri gibi pek çok yöntemle bilişim sistemleri vasıtasıyla dolandırılmaktadır.
Dolandırıcılık suçunun temel şekli 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157. maddesinde; ‘‘Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası verilir.’’ ifadeleriyle tanımlanmıştır. Dolandırıcılık suçu, günümüzde malvarlığına karşı işlenen suçların nicelik olarak en fazla olanları arasındadır.
Dolandırıcılık suçunun işlenmesinde bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması ise, bu suçun işlenmesini kolaylaştırıcı bir etki sağlamaktadır. Dolayısıyla, kanunkoyucu bu şekilde işlenen dolandırıcılık suçunu nitelikli hal kapsamına almakta ve failin söz konusu suçu 5237 sayılı TCK’nın 158/1 kapsamında sayılan hallerle işlemesi halinde verilecek cezada artırım yapılması gerektiği düzenlenmiş olup bu nitelikli halde faile verilecek ceza üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para çerçevesinde hükme bağlanacaktır. Fakat, madde içerisinde bu suçun bilişim sistemlerinin kullanılması sebebiyle işlenmesi halinde daha fazla yaptırıma hükmedilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.
Türk Ceza Kanunu madde 158/1-f’ye göre;
‘1)Dolandırıcılık suçunun;
f)Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle, İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/19 md.; Değişik: 3/4/2013-6456/40 md.) Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.’
Söz konusu bent kapsamındaki nitelikli hal sebebiyle faile verilecek hapis cezasının alt sınırı 4 yıldan başlatılması, adli para cezasının de alt sınırı suçtan elde menfaatin iki katı olacak şekilde kabul edilmesi gerektiği ifade edilmektedir. Bir başka ifadeyle, TCK madde 158’de dolandırıcılık suçunu nitelikli halleri sayılmış olup bazı bentlerde yer alan şekilde bu suçun işlenmiş olması halinde daha ağır yaptırım hüküm altına alınmıştır.
Bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması yoluyla işlenen dolandırıcılık suçunun varlığından bahsedilebilmesi için öncelikle mağdurun bir gerçek kişi olması gerekmektedir. Ayrıca bu suçun işlenmesi sırasında failin hileli hareketinin mevcut olması, mağdurun da hileli hareket sebebiyle aldanması ve bundan faydalanılarak failin, kendisi veya üçüncü bir kişi lehine menfaat elde etmesi gerekmektedir. Bir örnekle açıklamak gerekirse, her zaman etrafımızda gördüğümüz otomatlara para atılması suretiyle tuşlara basarak yiyecek içecek alınmasında fail tarafından otomasyonun işleyişine müdahale edilerek yarar elde edilmesi durumunda bahse konu dolandırıcılık suçundan bahsetmek mümkün olmayacaktır. Çünkü hileli hareket gerçek bir kişiye değil otomata yöneltilmiştir. Dolayısıyla bu olayda yerine göre TCK’da düzenlenen bilişim suçları (TCK 244, TCK 245) veya bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle hırsızlık suçu gündeme gelebilecektir.
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 08.02.2016 tarihli bir kararında “Müştekinin İş Bankası Edremit şubesinde bulunan banka hesabına internet vasıtasıyla erişim sağlanarak 800 TL paranın sanığa ait Kemerburgaz İş Bankası şubesine havale edildiği, kısa bir süre sonrada sanık tarafından çekildiği biçimindeki sanığın eyleminde; müştekiye yönelen hile oluşturacak nitelikte bir hareketin bulunmaması dolayısıyla dolandırıcılık suçunun unsurları gerçekleşmediği eylemin, 5237 sayılı TCK'nın 142/2-e maddesi kapsamında kalan bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin, suç vasfında yanılgıya düşülerek dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.” şeklinde karar vermiştir. Yukarıda bahsettiğimiz gerçek kişi mağdura yöneltilmiş bir hileli hareketin mevcut olması gerektiği hususu burada da önem kazanmaktadır. Yargıtay somut olayda, gerçek kişi mağdura yöneltilmiş hileli bir hareketin olmaması sebebiyle dolandırıcılık suçunun unsurlarının gerçekleşmediğinden hatalı suç belirlemesiyle ilk derece mahkemesinin kararının bozulmasına karar vermiştir.
Dolandırıcılık suçunun işlenmesinde bilişim sisteminin araç olarak kullanıldığından bahsedebilmek için; bilişim sisteminin hileli davranışın bir parçası olması gerekmektedir. Fail, mağduru bilişim sistemi üzerinde hileli bir işlem yaparak veya bilişim sistemi üzerinden manipülasyonlar gerçekleştirerek aldatmalıdır. Yani aslında fail, mağdurun bilişim sistemine duyduğu güveni kullanarak aldatma eylemini gerçekleştirmektedir. Mesela, facebook şifresi çalınarak kişinin arkadaşlarından menfaat temin etmek bu nitelikli hal kapsamda kabul edilecektir. Bu husus Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 01.07.2013 tarihli kararında “Sanığın, katılanın facebook hesabını kullandığı sırada, katılanın arkadaşı olan B…'in facebook hesabını bir şekilde ele geçirerek katılana mesaj gönderdiğini, internet banka hesabı kullanıp kullanmadığını sorduğu, kullandığını öğrenince de kendisinden iade etmek şartıyla 450,00 TL para istediği, katılanın Akbank internet bankacılığı aracılığıyla sanığın vermiş olduğu 0532 584 93 14 numaralı GSM hattına 450,00 TL para gönderdiğini, daha sonra B…'in facebook sayfasının dondurulduğunu görünce şüphelendiği ve bankadan yaptığı araştırmada gönderdiği paranın 9 dakika sonra Antalya Kumluca'da bulunan ATM'den çekildiğini öğrendiği, B…yi aradığında facebook hesabının çalındığını söylediği, ATM güvenlik kamera kayıtlarının temin edilerek emanete alındığı, havalenin yapıldığı 0532 584 93 14 numaralı GSM hattının sanık Mesut'un annesi Fatma Çoban adına kayıtlı olup sanığın gözaltına alındığı 25.12.2012 tarihinde yapılan üst aramasında suça konu hattın sanığın cep telefonuna takılı halde üzerinde bulunduğu olayda, nitelikli dolandırıcılık suçunun oluştuğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.” şeklinde ifade edilmiştir.
Her gün, "www......com" adlı internet sitelerinde görülen ilanlara istinaden satıcılarla irtibat kurulup anlaşılmaya çalışıldığı, ardından satıcılar tarafından kaparo veya bedelin öncelikli olarak havale edilmesinin istenmesi üzerine gerçekleştirilen para havale işlemleri ve peşi sıra satıcıların ortadan kayboldukları şeklindeki olaylarla karşı karşıya kalınmaktadır. Bu şekilde gerçekleşen olaylarda Yargıtay Ceza Genel Kurulu 17.01.2017 tarihli kararıyla, sanığın bir internet sitesinde verdiği ilan sonrası kendisi ile iletişime geçen mağdur ile alışveriş hususunda anlaşmaları, parayı banka yolu ile tahsil etmesi sonrasında ortadan kaybolması ve telefonlara çıkmaması olayında hem bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunun hem de basın-yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunun oluştuğuna, bu durumda daha ağır cezayı gerektiren bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçundan ceza verilmesi gerektiğine hükmetmiştir.
