SPKn 107, işlem bazlı ve bilgi bazlı piyasa dolandırıcılığını (manipülasyon) suç olarak düzenler; birinci fıkradaki suç için etkin pişmanlık öngörür.
Piyasa dolandırıcılığı
Madde 107– (1) Sermaye piyasası araçlarının fiyatlarına, fiyat değişimlerine, arz ve taleplerine ilişkin olarak yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandırmak amacıyla alım veya satım yapanlar, emir verenler, emir iptal edenler, emir değiştirenler veya hesap hareketleri gerçekleştirenler üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin günden on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılırlar. Ancak, bu suçtan dolayı verilecek olan adli para cezasının miktarı, suçun işlenmesi ile elde edilen menfaatten az olamaz.
(2) (Değişik: 27/3/2015-6637/11 md.) Sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıların kararlarını etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi veren, söylenti çıkaran, haber veren, yorum yapan veya rapor hazırlayan ya da bunları yayan ve bu suretle menfaat sağlayanlar üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılırlar.15
(3) Birinci fıkrada tanımlanan suçu işleyen kişi pişmanlık göstererek, beş yüz bin Türk Lirasından az olmamak üzere, elde ettiği veya elde edilmesine sebep olduğu menfaatin iki katı miktarı kadar parayı, Hazineye;
a) Henüz soruşturma başlamadan önce ödediği takdirde, hakkında cezaya hükmolunmaz.
b) Soruşturma evresinde ödediği takdirde, verilecek ceza yarısı oranında indirilir.
c) Kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödediği takdirde, verilecek ceza üçte biri oranında indirilir.
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 107. maddesi, sermaye piyasasında fiyat oluşumunun güvenilirliğini korumaya yönelik iki ayrı suç tipi düzenler. Yargıtay, suçla bir bütün olarak milli ekonominin yanında bireysel yatırımcıların mali haklarının da korunduğunu kabul etmektedir.
Uygulamada öne çıkan noktalar: İşlem bazlı suçta Yargıtay; grup halinde hareket eden yatırımcıların kendinden kendine ve karşılıklı işlemleri, fiyat yükseltici işlemleri, emir iptal oranları ve piyasa hakimiyeti gibi göstergeleri SPK denetleme raporları ve bilirkişi raporlarıyla birlikte değerlendirmektedir. Özel durum açıklamaları gibi makul ekonomik açıklamaların fiyat hareketini açıklayıp açıklamadığı da tartışılır. Bilgi bazlı suçta menfaat sağlama unsuru ayrıca aranır; somut menfaat tespit edilemeyen bir olayda beraat kararı onanmıştır.
Soruşturma ve tedbirler: Bu suçlardan soruşturma yapılması SPKn 115 uyarınca Kurulun yazılı başvurusuna bağlıdır. Kurul, 107. maddedeki fiillerin işlendiğine dair makul şüphe bulunanlar hakkında SPKn 101 uyarınca geçici işlem yasağı gibi tedbirler uygulayabilir; Danıştay bu tedbirlerde makul şüphenin somut tespitlere dayanmasını aramaktadır.
Etkin pişmanlık: Üçüncü fıkra yalnızca birinci fıkradaki suç için, menfaatin iki katı (beş yüz bin liradan az olmamak üzere) tutarın Hazineye ödenmesi hâlinde, ödemenin yapıldığı evreye göre cezasızlık veya indirim öngörür. 2499 sayılı mülga Kanun dönemindeki eylemlerde lehe kanun karşılaştırması yapılması gerekir.
Eş olan sanıkların oluşturduğu grubun emirleri, emir iptalleri, karşılıklı işlemleri, para transferleri ve özel durum açıklamalarıyla fiyat hareketleri arasındaki ilişki bir bütün olarak değerlendirildiğinde işlemlerin yanıltıcı izlenim uyandırma amacıyla yapıldığı kabul edilmiştir. Beraat kararı hatalı kabul ve yetersiz gerekçe nedeniyle bozulmuştur.
“karı- koca olan sanıklar tarafından oluşturulan grup ile gerçekleştirilen işlemlerin sermaye piyasası araçlarının fiyatlarına, fiyat değişimlerine, arz ve taleplerine ilişkin olarak yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandırmak amacıyla yapıldığı sonucuna ulaşıldığından, mahkûmiyetleri yerine, sanıklar haklarında hatalı kabul ve yetersiz gerekçe ile beraat kararı verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.”
Gazetede yayımlanan haberler nedeniyle 107/2 kapsamında yargılanan yazı işleri sorumlusu hakkında, yanıltıcı haberler neticesinde somut bir menfaat temin edildiği tespit edilemediğinden verilen beraat kararı onanmıştır. Bilgi bazlı suçta menfaat sağlama unsurunun gerçekleşmesi aranmaktadır.
“Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre sanık hakkında atılı suçtan beraat kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği”
Kurul, sosyal medya hesabı üzerinden yanıltıcı paylaşımlar yapıldığına ilişkin makul şüphe nedeniyle 107/2 kapsamında geçici işlem yasağı uygulamıştır. Kararda, paylaşımları yapan kişiyle birlikte hareket edildiğine ilişkin aile ilişkisi, vekalet ve işlem yoğunluğu gibi tespitler değerlendirilmiştir.
“pay fiyatını artırmaya yönelik paylaşımlar yapılan "[...]" adlı Twitter hesabını yönettiğine ilişkin makul şüphe oluşan [...] ile birlikte hareket ettiği”
107/2 kapsamında geçici işlem yasağı uygulanabilmesi için ilgilinin yanıltıcı bilgi verme, yorum yapma veya yayma fiillerinden birini gerçekleştirdiğine dair somut tespit gerekir. Aynı IP adresi ve para transferleri gibi olgular tek başına makul şüphe oluşturmamış, ret işlemi hukuka aykırı bulunmuştur.
“davacının grup ile birlikte hareket ettiği ve 107/2 maddede sayılan fiilleri işlediği yönünde makul şüphe oluşturduğundan söz edilemeyeceği anlaşıldığından”
Birlikte hareket edilen kişilerle hisse fiyatını etkileyecek manipülatif işlemler yapıldığının sabit olduğu olayda, mülga 2499 sayılı Kanun döneminde işlenen eylem için lehe hükümler içeren 6362 sayılı Kanun uyarınca kurulan mahkûmiyet hükmünde hukuka aykırılık görülmemiştir.
“sanığın birlikte hareket ettiği kişilerle birlikte 02.03.2006-04.04.2006 döneminde ... San. Tic. A.Ş. hisse senedinde, hisse fiyatını etkileyecek manipülatif işlemler yaptığının anlaşılması karşısında”
Kararda aktarılan önceki bozma ilamına göre; işlemlerin büyüklüğü, zamanı, sürekliliği, kendinden kendine ve fiyat yükseltici işlemlerin yoğunluğu ve piyasa hakimiyeti birlikte değerlendirildiğinde birlikte hareket ve iştirak iradesi kabul edilebilir.
“kendinden kendine/karşılıklı ve fiyat yükseltici işlemlerin yoğun şekilde gerçekleştirildiği, yapılan bu alım satım işlemlerinin büyüklüğü, zamanı ve sürekliliği dikkate alındığında”
Piyasa dolandırıcılığının suç olarak düzenlenmesiyle sermaye piyasası araçlarının değerlerinin yapay şekilde etkilenmesi tehlikesi önlenerek milli ekonomi ve bireysel yatırımcıların mali hakları korunmaktadır.
“bir bütün olarak milli ekonominin korunması yanında bireysel yatırımcıların mali hakları da korunmak istemektedir.”
Daire, mülga 2499 sayılı Kanun'daki işleme dayalı manipülasyon suçu ile 6362 sayılı Kanun'un 107/1. maddesindeki suçun unsurlarını karşılaştırmıştır. 107/1'de hareketler alım-satımın yanında emir verme, iptal ve değiştirmeyi de kapsar.
“6362 sayılı Kanun'da yazılı unsurları ise Sermaye piyasası araçlarının fiyatlarına, fiyat değişimlerine, arz ve taleplerine ilişkin olarak, yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandırmak amacıyla alım veya satım yapmak emir vermek emir iptal etmek emir değiştirmek”
M.107/1 uyarınca adli para cezası suçla elde edilen menfaatten az olamayacağından, birlikte işlenen suçta her sanığın ayrı ayrı ne kadar menfaat sağladığı Kuruldan sorularak ve gerekirse ek bilirkişi raporu alınarak belirlenmelidir. Grubun toplam menfaati üzerinden her sanığa ayrı ayrı aynı miktarda ceza verilmesi hukuka aykırıdır.
“Buna göre; 6362 sayılı Kanun'da düzenlenen "piyasa dolandırıcılığı" (işleme dayalı manipülasyon) suçunun işlenmesi sonucu verilecek adli para cezasının belirlenmesinde, failin elde ettiği menfaatin miktarı önemli bir rol oynamaktadır.”
M.107/1'deki alım-satım, emir verme, iptal ve değiştirme hareketleri ancak borsacılık faaliyeti, yani emirlerin borsaya iletilip borsa kurallarına göre eşleştirilmesiyle gerçekleşebilir. Bu nedenle suçun tamamlandığı yer borsanın faaliyet gösterdiği il olup, aracı kurum şubelerinin bulunduğu yer mahkemesi yetkili değildir.
“piyasa dolandırıcılığı suçunun gerçekleşmesi için alım veya satım yapma, emir verme, emir iptal etme, emir değiştirme veya hesap hareketleri gerçekleştirme eylemlerinin borsacılık faaliyeti ile gerçekleştirilebileceği”
2499 sayılı Kanun döneminde işlenen manipülasyon eylemlerinde TCK 7/2 uyarınca her iki kanunun bütün hükümleri olaya ayrı ayrı uygulanmalı ve sonuçlar karşılaştırılarak lehe kanun belirlenmelidir. Gerekçede bir kanunun, hükümde diğerinin uygulanması çelişki oluşturur.
“5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi uyarınca 2499 sayılı ve 6362 sayılı Kanunların bütün hükümleri ayrı ayrı olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle denetime olanak sağlayacak biçimde lehe olan yasa hükmünün belirlenmesinden sonra sanıkların hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması,”
Manipülatif işlem yapan portföy hesabının yöneticilerini tanıyıp hesabı takip ettiğini kabul eden sanığın, işlem hacminin önemli bir bölümüne ulaşan alım-satımları, birlikte hareketin ve piyasa dolandırıcılığının değerlendirilmesinde esas alınmalıdır. Somut veri bulunmadığını belirten yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak beraat kararı verilmesi bozma nedenidir.
“sanığın gerçekleştirdiği alım-satım işlemlerinin, sermaye piyasasında miktar bakımından manipülasyon oluşturmaya yeterli düzeyde olduğunun anlaşılması karşısında, mahkumiyeti yerine yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,”
İlkeler karar metinlerinden derlenmiştir; uygulamada kararın tam metni esas alınmalıdır. Künyeler De Jure ve Yargı PRO içtihat veri tabanlarından doğrulanmıştır.