CMK 116, yakalama veya delil elde etme amacıyla şüpheli ya da sanığın üstü, eşyası, konutu ve işyerinde makul şüpheye dayalı adli aramayı düzenler.
Şüpheli veya sanıkla ilgili arama
Madde 116– (1) Yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda makul şüphe varsa; şüphelinin veya sanığın üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir.
CMK 116. madde, şüpheli veya sanık hakkında adli aramanın maddi şartını belirler. Arama; şüphelinin veya sanığın üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerlerde yapılabilir ve iki amaca yönelir: kişinin yakalanması (yakalama araması) veya suç delillerinin elde edilmesi (araştırma araması).
Makul şüphe şartı: Arama için aranan şüphe, suçun işlendiğine değil, aranan kişinin veya delilin aranacak yerde bulunacağına ilişkindir. Madde metni 6526 sayılı Kanunla somut delillere dayalı kuvvetli şüphe olarak değiştirilmiş, 6572 sayılı Kanunla yeniden makul şüphe ölçütüne dönülmüştür. Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliğinin 6. maddesi makul şüpheyi hayatın akışına göre somut olaylar karşısında genellikle duyulan şüphe olarak tanımlar; ihbar veya şikâyeti destekleyen emarelerin ve somut olguların varlığı aranır.
Uygulamada öne çıkan noktalar:
Bilişim suçları soruşturmalarında da bilgisayar ve dijital materyaller üzerinde yapılacak işlemler öncesinde aramanın şartlarının ve kapsamının bu madde çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.
Daire, 116. maddenin arama için makul şüpheyi, 119. maddenin ise hâkim kararı veya yazılı emri şart koştuğunu; bu koşullara uyulmadan yapılan aramanın kanuna aykırı olduğunu belirtmiştir. Usulsüz arama dışında mahkûmiyete yeterli delil bulunmadığından mahkûmiyet hükmü bozulmuştur.
“Adli aramaların nasıl yapılacağını düzenleyen 5271 sayılı Kanun'un 116. maddesi arama kararı verilebilmesi için makul şüphenin bulunması ve aynı Kanun'un 119. maddesi aramanın, hakim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet Savcısına ulaşılamadığı takdirde, kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlilerince yapılabileceği biçimindedir. Bu koşullara uyulmadan yapılan arama kanuna aykırıdır.”
Kurul, şüpheli veya sanıkla ilgili aramada, arama sonunda kişinin yakalanabileceği veya delil elde edilebileceği hususunda makul şüphe bulunması gerektiğini belirtmiş ve makul şüphenin Yönetmelik'teki tanımına atıf yapmıştır.
“CMK'nın 116. maddesinin suç tarihinde yürürlükte bulunan hâline göre şüpheli veya sanıkla ilgili yapılacak aramalarda arama sonunda şüpheli veya sanığın yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda makul şüphe bulunmalıdır.”
Yolcu konumundaki sanığın bulunduğu araçta arama yapılmasını gerektiren makul şüpheyi gösteren bir gerekçe ve usulüne uygun arama kararı bulunmadığından yapılan arama ve elkoyma hukuka aykırı bulunmuştur. Bu yolla ele geçen silah ve fişekler hükme esas alınamaz; sanığın beraati ile suç eşyasının müsaderesi gerekir.
“somut olayda sanığın yolcu konumunda bulunduğu araçta arama yapılmasını gerektirir makul şüphe bulunduğunu gösterir herhangi bir gerekçe bulunmadığı”
Kurul, sanığın çantasında yapılan işlemin önleyici yoklama ve kontrol sayılamayacağını, suçüstü hâli de bulunmadığından CMK 116 ve devamı uyarınca hâkim kararı, savcı emri ya da usulüne uygun önleme araması kararı gerektiğini belirtmiştir. Böyle bir kararın bulunup bulunmadığı araştırılmadan hüküm kurulması eksik araştırma kabul edilmiştir.
“üzerlerinde yoklama veya araçlarında kontrol yapılan kişilerin yanlarında bulunan valiz veya çantalarında gerçekleştirilecek arama işlemi için, CMK'nın 116 ve devamı maddeleri uyarınca hâkimden karar veya Cumhuriyet savcısından yazılı emir alınması ya da PVSK'nın 9. maddesi gereğince usulüne uygun olarak alınmış bir önleme araması kararının gerekli olduğu”
Sulh ceza hâkimliğinin makul şüphe bulunmadığı gerekçesiyle arama talebini reddetmesine karşı kanun yararına bozma istemi incelenmiştir. İstemde, marka taklidi ürün satışını gösteren kolluk tespiti ve bilirkişi raporunun 116/1 anlamında makul şüpheyi oluşturduğu ileri sürülmüştür; karar, makul şüphenin ihbarı destekleyen somut belgelerle değerlendirilmesine örnek oluşturur.
“5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 116/1. maddesinde yer alan "Yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda makul şüphe varsa; şüphelinin veya sanığın üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir" şeklindeki düzenleme dikkate alındığında”
Daire, 116. maddedeki makul şüphenin suçun işlendiğine değil, aranan kişi veya delilin aranacak yerde bulunacağına ilişkin olduğunu açıklamıştır. 6526 ve 6572 sayılı Kanunlarla yapılan değişiklikler sonucunda makul şüphe ölçütüne dönüldüğü belirtilmiştir.
“Yasadaki makul şüpheden kast edilen; suçun işlendiğine ilişkin değil aranan kişinin ya da delil olacak eşyanın arama yapılacak yerde bulunacağına dair şüphedir. Suçun işlendiğine ilişkin araştırma yapabilmek için basit şüphe yeterlidir.”
Stop lambasının yanmaması nedeniyle durdurulan aracın aranması için makul şüpheyi gerektiren olguların bulunmadığı kabul edilmiştir. Hukuka aykırı aramayla elde edilen deliller ve tutanağa dayanılarak mahkûmiyet kurulması hukuka aykırı görülmüştür.
“sol arka stop lambasının yanmadığı anonsu ile durdurulan aracın aranması için ortada "makul şüphe"yi gerektiren olgular ve buna bağlı olarak da arama kararı veya emri verilebilmesinin koşulları bulunmadığı halde”
Gündüz vakti caddede yürürken durdurulan sanığın yalnızca çeşitli suçlardan kaydı bulunduğu gerekçesiyle poşetinin ve üstünün aranmasının makul şüpheye dayanmadığı kabul edilmiştir. Bu şekilde elde edilen deliller hukuka aykırıdır.
“sanık hakkında yalnızca "çeşitli suçlardan kaydı bulunduğu" gerekçesiyle, hukuka aykırı bir şekilde yapılan arama sonucu delil elde edilmiştir.”
Kasıkta tespit edilen kabarıklık üzerine yapılan ayrıntılı üst aramasında ele geçen uyuşturucu maddelerin yoklama yoluyla bulunamayacak yerde olduğu belirlenmiştir. CMK 116 ve 119'a uygun adli arama kararı veya yazılı emir bulunmadığından bu maddeler suçun konusu ve delili olarak hükme esas alınamaz; beraat yerine mahkûmiyet kurulması bozma nedenidir.
“bu şekilde ele geçirilen uyuşturucu maddelerin “suçun maddi konusu” ve “suçun delili” olarak hükme esas alınamayacağı gözetilmeden beraat yerine mahkûmiyet kararı verilmesi Kanuna aykırı”
Daire, fiziki takip ve tanık beyanıyla sanık hakkında CMK 116 anlamında makul suç şüphesi oluştuğunda adli alana geçildiğini, kolluğun savcıya bildirimde bulunup adli arama kararı veya yazılı emirle hareket etmesi gerektiğini belirtmiştir. Önleme araması kararına dayanan üst araması hukuka aykırı olmakla birlikte, tanıktan hukuka uygun biçimde ele geçen maddeye ilişkin diğer delillerle suç sabit olduğundan beraat kararı bozulmuştur.
“Önleme araması kararına dayanılarak yapılan üst aramasının hukuka aykırı olduğu ve bu yolla elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağı anlaşılmakla”
Kaba üst yoklamasında suç unsuru bulunamayan kişinin şüpheli tavırları nedeniyle polis merkezine götürülüp iç çamaşırında yapılan aramada uyuşturucu ele geçirilmiştir. CMK 116, 117 ve 119'a uygun adli arama kararı veya yazılı emir bulunmadığından ele geçen madde hukuka aykırı delil olup hükme esas alınamaz.
“dosya kapsamında yapılan aramaya ilişkin CMK'nın 116,117 ve 119.maddelerine uygun şekilde alınmış adli arama kararı veya yazılı adli arama emri bulunmadığı anlaşılmakla, ele geçirilen uyuşturucu maddenin hukuka aykırı delil niteliğinde olması nedeniyle hükme esas alınamayacağının gözetilmemesi Kanuna aykırı”
Daire, Ceza Genel Kurulu içtihadına atıfla, polisin tecrübesine ve edindiği izlenime dayanan makul bir sebeple kişiyi durdurup yoklama biçiminde kontrol edebileceğini belirtmiştir. Tedirgin hareketleri nedeniyle durdurulan sanığın yoklama yapılmadan uyuşturucuyu rızayla teslim etmesi hâlinde ayrıca arama kararı gerekmez; bu delile rağmen beraat kararı verilmesi bozma nedenidir.
“kolluk görevlilerince kaba üst yoklaması yapılmadan sanığın rıza ile uyuşturucu maddeyi teslim etmesi karşısında, sanığın sübut bulan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkûmiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi”
İlkeler karar metinlerinden derlenmiştir; uygulamada kararın tam metni esas alınmalıdır. Künyeler De Jure ve Yargı PRO içtihat veri tabanlarından doğrulanmıştır.