Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbiri, davanın reddi ve düşme kararlarının hangi hâllerde verileceğini düzenler.
Duruşmanın sona ermesi ve hüküm
Madde 223– (1) Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.
(2) Beraat kararı;
a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması,
b) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması,
c) Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması,
d) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması,
e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması,
Hallerinde verilir.
(3) Sanık hakkında;
a) Yüklenen suçla bağlantılı olarak yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya sağır ve dilsizlik hali ya da geçici nedenlerin bulunması,
b) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/30 md.) Yüklenen suçun hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi suretiyle veya zorunluluk hali ya da cebir veya tehdit etkisiyle işlenmesi,
c) Meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması,
d) Kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşülmesi,
Hallerinde, kusurunun bulunmaması dolayısıyla ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir.
(4) İşlenen fiilin suç olma özelliğini devam ettirmesine rağmen;
a) Etkin pişmanlık,
b) Şahsî cezasızlık sebebinin varlığı,
c) Karşılıklı hakaret,
d) İşlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı,
Dolayısıyla, faile ceza verilmemesi hallerinde, ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir.
(5) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilir.
(6) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, belli bir cezaya mahkûmiyet yerine veya mahkûmiyetin yanı sıra güvenlik tedbirine hükmolunur.
(7) Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.
(8) Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.
(9) Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.
(10) Adlî yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararı kanun yolu bakımından hüküm sayılır.
CMK 223, duruşmanın sona ermesiyle verilecek hükümlerin türlerini ve her birinin şartlarını düzenler. Kanuna göre beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararları hükümdür.
Beraat (ikinci fıkra): Beraat beş ayrı sebebe dayanır: fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması (a), suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması (b), kast veya taksirin bulunmaması (c), hukuka uygunluk nedeninin varlığı (d) ve suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması (e). Yargıtay, beraat hükmünde hangi bende dayanıldığının gerekçe ile uyumlu biçimde gösterilmesini zorunlu saymaktadır. Bentlerin karıştırılması çoğu kez düzeltilerek onama ile giderilmekte, hiç gösterilmemesi ise bozma sebebi olabilmektedir. Bu ayrım, beraat edenin hukuki durumu bakımından da önemlidir.
Ceza verilmesine yer olmadığı (üçüncü ve dördüncü fıkralar): Kusurluluğu kaldıran hâllerde (yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, zorunluluk hâli, meşru savunmada sınırın heyecan, korku veya telaş nedeniyle aşılması, kusurluluğu kaldıran hata vb.) ya da fiil suç olmaya devam ettiği hâlde etkin pişmanlık, şahsi cezasızlık sebebi, karşılıklı hakaret veya haksızlık içeriğinin azlığı nedeniyle ceza verilmediğinde bu karar verilir.
Diğer kararlar:
Derhâl beraat (dokuzuncu fıkra): Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez. Yargıtay'a göre bu hüküm, sanığın daha lehine olan beraat kararının önceliğini güvence altına alır. Ancak zamanaşımı gibi bir düşme sebebi varken derhâl beraati gerektiren açık bir durum yoksa, öncelikle düşme kararı verilir.
Bilişim suçlarında da, örneğin hesabın sanık tarafından kullanıldığının kanıtlanamadığı dosyalarda 223/2-e, eylemin suç tipine uymadığı dosyalarda 223/2-a uygulanması gibi ayrımlar hükmün doğru kurulması açısından belirleyicidir.
CMK 223/9 gereği, düşme kararı verilebilecek bir durumda aynı zamanda derhâl beraat kararı verilmesi de mümkünse, sanığın daha lehine olan beraat kararına hükmedilmelidir.
“itiraz konusu düşme kararının verilebileceği hâllerde yanı sıra derhal beraat kararı da verilebiliyor ise sanığın daha lehine olan beraat kararına hükmedilecektir.”
Beraat hükmünün gerekçesinde CMK 223/2'de sayılan hâllerden hangisine dayanıldığının gösterilmemesi CMK 230/2'ye aykırıdır ve bozma nedeni oluşturur.
“Beraat hükmünün gerekçesinde, CMK'nun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen hallerden hangisine dayanıldığının gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nun 230/2. maddesine muhalefet edilmesi Yasaya aykırı”
Gerekçede sanığın kast ve taksirle hareket etmediği kabul edilerek beraat kararı verilmişse, hüküm fıkrasında uygulama maddesi 223/2-a değil 223/2-c olarak gösterilmelidir. Yeniden yargılama gerektirmeyen bu hata Yargıtay tarafından düzeltilebilir.
“hüküm fıkrasının 1. paragrafında yer alan “CMK’nın 223/2-a” ibaresinin hükümden çıkarıltılarak yerine “CMK’nın 223/2-c” ibaresinin eklenmesi ve hükümdeki diğer hususların aynen bırakılması suretiyle, sair yönleri usul ve Kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA”
Beraat kararının dayanağı olan bent, gerekçeyle uyumlu olmalıdır. Suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olduğu kabul edilmişken uygulama maddesinin 223/2-b yerine 223/2-e olarak gösterilmesi CMK 230/2 ve 232/6'ya aykırıdır.
“Beraat kararının dayanağını oluşturan uygulama maddesinin 223/2-b maddesi yerine 223/2-e olarak gösterilerek, 5271 sayılı Kanun'un 230/2. maddesi ve 232/6. maddesine aykırı davranılması dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.”
Mağdura yönelik tehdit iddiası bakımından mağdurun olay yerinde bulunmadığı anlaşıldığından beraat kararı verilmesi gerekirken, CMK 223/9'a aykırı olarak düşme kararı verilmesi hukuka aykırıdır.
“derhal beraat kararı verilebilecek hallerde koşulları olsa bile, “durma” “düşme” veya “ceza verilmesine yer olmadığı” kararı verilemeyeceği halde, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasına aykırı olarak düşme kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.”
Dava zamanaşımı yargılama sırasında gerçekleşmişse, derhâl beraati gerektiren bir hâl (fiilin suç oluşturmaması gibi araştırma gerektirmeyen durum) bulunmadıkça önce düşme kararı verilmesi zorunludur. Bu durumda düşme kararına karşı sanığın temyizinde hukuki yarar yoktur.
“derhal beraat kararı verilmesini gerektiren bir durum bulunmadığından zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle mahkemece resen ve diğer iddialardan önce davanın düşmesine karar verilmesi zorunluluğuna riayet edilerek, sanık hakkında tefecilik suçundan verilen zamanaşımı nedeniyle düşme kararına karşı sanık müdafiinin temyizinde hukuki yarar bulunmadığından”
CMK 223/9, derhâl beraat kararını öncelemekte, derhâl ceza verilmesine yer olmadığı kararından söz etmemektedir. Ceza Genel Kurulu bu nedenle düzenlemenin sınırlayıcı nitelikte olduğunu kabul etmiştir.
“Görüldüğü gibi dokuzuncu fıkrada derhal beraat kararından söz edilmesine rağmen derhal ceza verilmesine yer olmadığı kararına yer verilmemiş olması nedeniyle anılan düzenleme sınırlayıcı niteliktedir.”
Suçu işlediğini kabul etmeyen sanığın öncelikle beraat etme hakkı vardır; beraat kararı düşme kararından daha lehedir. Bu nedenle derhâl beraat verilebilecek hâllerde düşme kararı verilemez.
“Suçu işlediğini kabul etmeyen sanığın öncelikle beraat etme hakkı vardır. Beraat kararı düşme kararından daha sanık lehine karardır.”
Zorunluluk hâli TCK'da kusurluluğu kaldıran bir neden olarak düzenlendiğinden, bu durumda sanık hakkında beraat değil CMK 223/3-b uyarınca ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmelidir. Saldıran köpekleri korkutmak için havaya ateş eden sanık hakkında kurulan beraat hükmü bu yönden hatalı bulunmuş, hata Yargıtayca düzeltilmiştir.
“5237 sayılı Kanun'da kusurluluğu ortadan kaldıran bir neden olarak sayılan zorunluluk halinde suç işleyen kişi hakkında "beraat” değil, Kanun'un 25 inci maddesinin ikinci fıkrası delaleti ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının bendi uyarınca ''ceza verilmesine yer olmadığı" kararı verilmelidir.”
Saldırıyı defetmek kastıyla meşru savunma sınırları içinde gerçekleştirilen yaralama eyleminde fiil hukuka uygun olduğundan sanık hakkında CMK 223/2-d uyarınca beraat kararı verilmelidir. Haksızlık içeriğinin azlığına dayanan CMK 223/4-d'nin bu durumda uygulama yeri yoktur.
“suça sürüklenen çocuk ... hakkında TCK'nin 25/1 ve 5271 sayılı CMK'nin 223/2-d maddeleri uyarınca beraat kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde uygulama yeri bulunmayan "fiilin haksızlık içeriğinin azlığından" bahisle 5271 sayılı CMK'nin 223/4-d maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi”
Hüküm türünün CMK 223'teki doğru fıkra ve bende dayandırılması gerekir. Daire, kusurluluğu kaldıran hataya dayanılarak verilen ceza verilmesine yer olmadığı kararını, yeniden yargılama gerektirmediğinden CMK 223/2-c uyarınca beraat olarak düzelterek onamıştır.
“"....CMK 223/3-d maddesi gereğince kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düştüğünden ayrı ayrı CEZA VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA," ibaresinin çıkarılarak yerine "... 5271 sayılı Kanun'un 223/2-c maddesi gereğince ayrı ayrı BERAATLERİNE" ibaresinin eklenmesi suretiyle”
Atılı taksirli suçta sanığın kusurunun bulunmadığı belirlenmişse beraat hükmü CMK 223/2-c'ye dayanmalıdır. Hükümde 223/2-e bendinin gösterilmesi kanuna aykırı olup yeniden yargılama gerektirmediğinden Yargıtayca düzeltilmiştir.
“atılı suç yönünden sanığın kusurunun bulunmadığının belirlenmesi karşısında, sanık hakkında CMK'nın 223/2-c maddesi gereğince beraat hükmü tesisi yerine, aynı maddenin 223/2-e maddesi gereğince beraat kararı verilmesi”
İlkeler karar metinlerinden derlenmiştir; uygulamada kararın tam metni esas alınmalıdır. Künyeler De Jure ve Yargı PRO içtihat veri tabanlarından doğrulanmıştır.