Hükmün açıklanmasını ve iki yıl veya daha az cezalarda hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kurumunun şartlarını ve sonuçlarını düzenler.
Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması
Madde 231– (1) Duruşma sonunda, 232 nci maddede belirtilen esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana çizgileriyle anlatılır.
(2) Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir.
(3) Beraat eden sanığa, tazminat isteyebileceği bir hâl varsa bu da bildirilir.
(4) Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir.
(5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.
(6) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;
a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
gerekir.
(7) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.
(8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak;
a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması hâlinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,
b) Bir meslek veya sanat sahibi olması hâlinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına,
c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine,
karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.
(9) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Altıncı fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde; sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık taksitler hâlinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.
(10) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.
(11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz edilebilir. İtiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir değerlendirme yapabilir.
(12) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir.
(13) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.
(14) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Bu maddenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasanın 17 nci maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar hakkında uygulanmaz.
CMK 231, ilk dört fıkrasında hükmün duruşma sonunda nasıl açıklanacağını, beşinci fıkradan itibaren ise uygulamada en sık başvurulan kurumlardan biri olan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını (HAGB) düzenler.
Kapsam ve sonuç: Hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise mahkeme HAGB kararı verebilir. HAGB, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında hukuki sonuç doğurmamasıdır. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Maddenin on dördüncü fıkrası, işkence ve eziyet suçları ile Anayasa'nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele sayılabilecek kamu görevlisi suçlarını HAGB dışında tutar.
Şartlar:
Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre giderilmesi gereken zarar, kanaat verici basit bir araştırmayla belirlenebilen somut maddi zarardır; manevi zarar bu kapsamda değildir. Ölçülebilir bir zarar yokken zararın giderilmediği gerekçesiyle HAGB'nin reddi hukuka aykırıdır. Sübjektif şartın reddi de dosya kapsamıyla uyumlu bir gerekçeye dayanmalıdır.
Denetim süresi ve hükmün açıklanması: HAGB kararıyla sanık beş yıl denetime tabi tutulur ve denetimli serbestlik tedbirlerine karar verilebilir. Süre içinde kasten yeni suç işlenmez ve yükümlülüklere uyulursa hüküm kaldırılarak düşme kararı verilir. Kasten yeni suç işlenmesi veya yükümlülüklere aykırılık hâlinde mahkeme hükmü açıklar; maddenin güncel metni, yükümlülükleri yerine getiremeyen sanık bakımından mahkemeye belirli takdir imkânları da tanır. Yargıtay'a göre denetim süresi HAGB kararının kesinleşmesiyle başlar; ikinci suçun bu süre içinde işlenmesi yeterli olup açıklama, ikinci suçtan verilen mahkûmiyetin kesinleşmesinden sonra yapılır. Açıklanan hüküm, infaza esas alınabilecek şekilde açıkça kurulmalıdır.
Kanun yolu: On ikinci fıkra 7499 ve 7589 sayılı Kanunlarla değiştirilmiştir; güncel metne göre HAGB kararına karşı istinaf yoluna, kararın ilk derece sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. Anayasa Mahkemesi de bireysel başvuru ve norm denetimi kararlarında HAGB'nin temel haklar üzerindeki etkisini ve buna karşı başvuru yolunun etkililiğini incelemiştir.
Önemli not: Madde, 16/7/2026 tarihli 7589 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenmiştir. Aşağıdaki kararlar önceki metinler döneminde verilmiştir; ilkeler güncel metinle birlikte değerlendirilmelidir.
Zararın giderilmesi koşulu ancak kanaat verici basit bir araştırmayla tespit edilebilen maddi zarar varsa aranabilir. Ölçülebilir bir zarar bulunmayan, engel sicil kaydı olmayan ve HAGB talep eden sanık hakkında zararı gidermediği gerekçesiyle HAGB'ye yer olmadığına karar verilmesi hukuka aykırıdır.
“somut olayda suçun işlenmesi ile ortaya çıkan ölçülebilir bir zarar bulunmadığı gibi sanığın engel adli sicil kaydının bulunmaması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmesine karşılık, "sanığın suçun işlenmesiyle mağdurun uğradığı zararı gidermediği" şeklindeki gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi”
HAGB için objektif ve sübjektif koşulların birlikte bulunması gerekir. Sabıkasız ve duruşmadaki iyi hâli nedeniyle takdiri indirim uygulanan sanık hakkında, yeniden suç işlemeyeceği kanaati oluşmadığı gerekçesiyle HAGB'nin reddi dosya kapsamına uygun düşmeyen bir gerekçedir.
“adli sicil kaydına göre sabıkasız olan ve duruşmadaki iyi hali gerekçe gösterilerek takdiri indirim nedeni uygulanan sanık hakkında "tüm dosya kapsamı gözetilerek yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaat oluşmadığından" bahisle dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi”
Taksirle yaralama olayında katılanların zararı giderilmemiş, sanık da zararı giderme yönünde bir çaba göstermemişse HAGB'nin objektif koşulu gerçekleşmemiştir. Bu durumda HAGB uygulanmaması hukuka uygun bulunmuş ve kanun yararına bozma istemi reddedilmiştir.
“hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından birisi olan mağdurların uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi koşulunun yerine getirilmediği, sanığın taksirle işlediği suç neticesinde oluşan zararın giderilmesi yönünde de bir çabasının bulunmadığı görülmekle”
Denetim süresi, HAGB kararının usulüne uygun olarak kesinleşmesiyle başlar. Bu kararın kesinleşmesinden önce işlenen bir suç nedeniyle hüküm açıklanamaz; aksi yöndeki açıklama kararı Kanuna aykırı bulunmuş ve kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
“hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usûlüne uygun olarak kesinleşmesinden önce işlenmiş olan suç nedeniyle hükmün açıklanamayacağı dikkate alınmadan (...) hükmün açıklanmasına karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.”
Hükmün açıklanması için denetim süresinde kasten işlenen ikinci suçun bu süre içinde kesinleşmesi gerekmez; suçun süre içinde işlenmesi yeterlidir. Ancak açıklama, ikinci suçtan verilen mahkûmiyetin kesinleşmesinden sonra yapılır; ikinci suç taksirle işlenmişse hüküm açıklanamaz.
“Denetim süresi içerisinde işlenen ikinci suçun, 5 yıllık denetim süresi içerisinde kesinleşmesi gibi bir zorunluluğa madde metninde yer verilmemiştir. İkinci suçun kasıtlı bir suç olması ve denetim süresi içerisinde işlenmesi, hükmün açıklanması için yeterlidir.”
Denetim süresinde kasıtlı suç işlenmesi veya yükümlülüklere uyulmaması nedeniyle açıklanacak hükümde, kararın türü, uygulanan maddeler, ceza miktarı ve kanun yolu açıkça gösterilmelidir. Mahkeme, açıklanması geri bırakılan hükme atıf yapmakla yetinmemeli, infaza esas alınabilecek nitelikte bir hüküm kurmalıdır.
“kesinleştiğinde başka bir kararın varlığını gerektirmeden infaza esas alınabilecek nitelikte bir hüküm kurmalı, açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükme atıf yapmakla yetinilmemelidir.”
Denetim süresinde işlendiği iddia edilen ikinci suç hakkında da HAGB kararı verilmişse, kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmünden söz edilemez. O dosyada hükmün açıklanıp açıklanmadığı veya düşme kararı verilip verilmediği tespit edilmeden ilk hükmün açıklanması hukuka aykırıdır.
“5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin on birinci fıkrası kapsamında denetim süresi içerisinde işlenen bir suç nedeniyle kesinleşmiş mahkumiyet hükmünden bahsedilemeyecektir.”
Anayasa Mahkemesi, HAGB kurumuna ilişkin mevcut kanuni düzenlemelerin ve uygulamanın, ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı üzerinde oluşan caydırıcı etkiyi sistemsel olarak gideremediğini tespit etmiştir. Uzun süreli denetim altında tutmanın keyfi ve orantısız müdahaleleri önlemeye elverişli olmadığı sonucuna varmıştır.
“yetkili adli makamların yürüttükleri mevcut uygulama temel hak ve özgürlüklere bir ceza kovuşturması sonucu verilen mahkûmiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılması ve başvurucuların çeşitli yükümlülüklerle uzun bir süre denetim altında tutulması ile gerçekleştirilebilecek keyfî ve orantısız müdahaleleri önlemeye elverişli değildir.”
Anayasa Mahkemesi, HAGB kararlarının ifade özgürlüğü ve toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına müdahale teşkil edebildiğini dikkate alarak, HAGB'ye karşı başvuru yolunu düzenleyen kuralı Anayasa'nın 40. maddesindeki etkili başvuru hakkı bağlamında incelemiştir.
“Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun ve bu kurumun işleyişinin birçok temel hak ve özgürlüğe müdahale teşkil etmesi nedeniyle itiraz konusu kuralın bireysel başvuru kapsamında görünür hâle gelen bu yeni hususlar gözönünde bulundurularak Anayasa’nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkı bağlamında incelenmesi gerekir.”
HAGB, sanık ile Devlet arasında bir tür sözleşme niteliğinde olup denetim süresinde kasıtlı suç işlenmesinin yaptırımı açıklanması geri bırakılan hükmün aynen açıklanmasıdır. İlk hükümde gözden kaçan bir nitelikli hâl, açıklama sırasında uygulanarak sanık aleyhine değişiklik yapılamaz; bu tür hatalar ancak aleyhe kanun yoluyla giderilebilir.
“Sanığın Devlete verdiği sözü tutmayıp denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi durumunda ise, kanun koyucu açıklanması geri bırakılan cezanın aynen açıklanması yaptırımını öngörmüştür.”
Denetim süresi, HAGB kararının usulüne uygun biçimde kesinleşmesiyle başlar. Sanığa hangi eylemlerinin denetim süresine aykırılık sayılacağı ve sonuçları hüküm fıkrasında somut ve tereddütsüz gösterilmemişse karar usulüne uygun verilmiş sayılmaz; denetim süresi başlamaz ve zamanaşımı durmaz.
“denetim süresi hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usulüne uygun olarak kesinleşmesi üzerine başlamaktadır.”
CMK 231/11 uyarınca açıklanması geri bırakılan hüküm, denetim süresinde yeniden kasıtlı bir suç işlenmesi hâlinde açıklanır. Sanığın sonradan işlediği suç taksirli ise, adli sicildeki HAGB kararının yeniden ele alınması için ihbarda bulunulamaz.
“atılı suçun taksirli bir suç olması karşısında, sanığın adli sicil kaydında bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın yeniden ele alınması amacıyla ihbarda bulunulamayacağının gözetilmemesi”
İlkeler karar metinlerinden derlenmiştir; uygulamada kararın tam metni esas alınmalıdır. Künyeler De Jure ve Yargı PRO içtihat veri tabanlarından doğrulanmıştır.