İçerik, yer ve erişim sağlayıcıların tanıtıcı bilgilerini güncel bulundurma yükümlülüğü, e-posta ile bildirim ve yurt dışındaki muhataba idari para cezası tebliği.
Bilgilendirme yükümlülüğü
Madde 3– (1) İçerik, yer ve erişim sağlayıcıları, yönetmelikle belirlenen esas ve usûller çerçevesinde tanıtıcı bilgilerini kendilerine ait internet ortamında kullanıcıların ulaşabileceği şekilde ve güncel olarak bulundurmakla yükümlüdür.
(2) Yukarıdaki fıkrada belirtilen yükümlülüğü yerine getirmeyen içerik, yer veya erişim sağlayıcısına Başkan tarafından iki bin Türk lirasından elli bin Türk lirasına kadar idarî para cezası verilir.
(3) (Ek: 6/2/2014-6518/86 md.) Bu Kanun kapsamındaki faaliyetleri yurt içinden ya da yurt dışından yürütenlere, internet sayfalarındaki iletişim araçları, alan adı, IP adresi ve benzeri kaynaklarla elde edilen bilgiler üzerinden elektronik posta veya diğer iletişim araçları ile bildirim yapılabilir.
(4) (Ek: 26/2/2014-6527/16 md.; Değişik: 10/9/2014-6552/126 md.; İptal: Anayasa Mahkemesinin 2/10/2014 tarihli ve E.: 2014/149, K.: 2014/151 sayılı Kararı ile.)
(5) (Ek:29/7/2020-7253/2 md.) Bu Kanun kapsamında verilen idari para cezaları, muhatabın yurt dışında bulunması hâlinde Başkanlık tarafından doğrudan muhataba üçüncü fıkradaki usulle de bildirilebilir. Bu bildirim 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanununa göre yapılan tebligat hükmündedir. Bu bildirimin yapıldığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda tebligat yapılmış sayılır.
5651 sayılı Kanun'un 3. maddesi, internet ortamında faaliyet gösterenlerin kimliğinin belirlenebilmesini ve kendilerine ulaşılabilmesini amaçlayan bilgilendirme yükümlülüğünü düzenler.
Uygulamada öne çıkan noktalar: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, künyede içerik sağlayıcının gösterilmemesi hâlinde yayın nedeniyle zarar gören kişinin içerik sağlayıcıyı ayrıca araştırmakla yükümlü olmadığını kabul etmiştir. Böyle bir durumda künyede imtiyaz sahibi görünen kişinin sorumluluğu gündeme gelir. Bu yaklaşım künye yükümlülüğünün yalnızca idari değil, özel hukuk sonuçları da doğurduğunu gösterir.
Anayasa Mahkemesi, elektronik posta ile bildirime ilişkin üçüncü fıkrayı, bildirimin muhataba ulaştığının tespit edilebilmesi karşısında hukuki güvenliğe aykırı bulmamıştır. Yurt dışındaki muhataba idari para cezasının bu yolla bildirilmesine ilişkin beşinci fıkrada da tebligat usulünün açık ve net düzenlendiğini belirtmiştir. Buna karşılık trafik bilgisinin idarece sınırsız temin edilmesine imkân veren dördüncü fıkra, kişisel verilerin korunması hakkı yönünden iptal edilmiştir. Erişim engelleme kararlarının yurt dışındaki sağlayıcılara elektronik posta ile bildirildiği idari para cezası uyuşmazlıklarında da üçüncü fıkra uygulanmaktadır.
7253 sayılı Kanunla eklenen beşinci fıkra, yurt dışındaki muhataba idari para cezasının elektronik posta veya diğer iletişim araçlarıyla bildirilmesine imkân verir. Anayasa Mahkemesi, kuralın tebligat yöntemini, bildirimin içeriğini, muhatabını ve tebliğ tarihini tereddüde yer bırakmayacak açıklıkta düzenlediğini belirtmiştir.
“Dava konusu kuralla muhatabı yurt dışında bulunup 5651 sayılı Kanun kapsamında verilen idari para cezalarının (...) elektronik posta veya diğer iletişim araçları ile tebliğ edilebileceği, bildirimin yapıldığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda tebligat yapılmış sayılacağının öngörülmesi suretiyle kurala konu tebligat usul ve yönteminin, bildirimin içeriğinin, muhatabının ve hangi gün tebliğ edilmiş sayılacağı hususlarının tereddüde yer bırakmayacak şekilde açık ve net olarak düzenlendiği görülmektedir.”
Sağlayıcılara internet sayfalarındaki iletişim araçları, alan adı ve IP adresi gibi kaynaklardan elde edilen bilgiler üzerinden elektronik posta ile bildirim yapılmasına imkân veren üçüncü fıkra, bildirimin hızla ulaşmasını sağlayan kamu yararı amaçlı bir düzenlemedir. Bildirimin muhataba ulaştığı tespit edilebildiğinden kural hukuki güvenlik ilkesine ve hak arama özgürlüğüne aykırı bulunmamış, iptal talebi reddedilmiştir. Mahkeme, sağlayıcıların 1. ve 2. fıkralar gereği tanıtım bilgilerini güncel bulundurmakla yükümlü olduğunu da vurgulamıştır.
“Kuralda belirtilen kişilere elektronik posta veya diğer iletişim araçları ile yapılabilecek olan bildirimin, kendilerine ulaştığının tespit edilebilmesi karşısında, iptali istenilen kuralda hukuki güvenlik ilkesine ve hak arama özgürlüğüne aykırılık bulunmamaktadır.”
6552 sayılı Kanunla değiştirilen dördüncü fıkra, trafik bilgisinin idarece işletmecilerden herhangi bir hukuki inceleme yapılmadan temin edilmesine imkân veriyordu. Trafik bilgisi kişisel veri niteliği taşır ve iletişimin gizliliği, ifade ve haberleşme özgürlükleri ile doğrudan ilgilidir. Bu bilgilerin idarece kurala ve sınırlamaya bağlı olmaksızın elde edilebilmesi temel hak ihlaline yol açacağından dördüncü fıkra iptal edilmiştir.
“Trafik bilgisi adı altında temin edilecek olan bilgiler Anayasa ile teminat altına alınan iletişimin gizliliği, düşünce ve ifadeyi yayma özgürlüğü, haberleşme özgürlüğü, kişisel verilerin korunması gibi birçok temel hakla doğrudan ilgili olup bu bilgilerin TİB tarafından herhangi bir kurala ve sınırlamaya tabi olmaksızın istenildiği zaman ve şekilde elde edilebilir olması temel hak ve özgürlüklerin doğrudan ihlaline sebebiyet vermektedir.”
3. madde gereğince sitenin künyesinde içerik sağlayıcının gösterilmesi emredici bir yükümlülüktür. Künyede içerik sağlayıcı belirtilmemişse, yayından zarar gören kişi ayrıca içerik sağlayıcıyı araştırmakla yükümlü değildir. Künyede imtiyaz sahibi görünen kişi içerik sağlayıcı olarak sorumlu tutulur ve bu yönde araştırma yapılmadan davanın reddi bozma nedenidir.
“5651 sayılı Yasa madde 3'e göre içerik sağlayıcının yasanın emredici hükmüne rağmen belirtilmediği, ortam paylaşanların ayrıca içerik sağlayanı araştırmakla yükümlü olmadığı”
3. maddenin birinci fıkrasındaki bilgilendirme yükümlülüğünü somutlaştıran Yönetmelik hükmü, ticari veya ekonomik amaçlı sağlayıcılara kimlik, adres ve iletişim bilgilerini ana sayfadan ulaşılabilir biçimde bulundurma yükümlülüğü getirmektedir. Danıştay bu hükmü, kullanıcıların bilgilendirilmesi ve internetten alışveriş yapanların korunması amacına yönelik bularak hukuka uygun görmüştür.
“internet ortamının ticari ve ekonomik amaçlı işlemler için de kullanıldığı dikkate alındığında, internet kullanıcıların bilgilendirilmesi ve internet üzerinden alışveriş yapan kullanıcıların korunmasına yönelik olarak tesis edildiği anlaşılan dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmamaktadır.”
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, uyuşmazlığı değerlendirirken trafik bilgisinin işletmecilerden temin edilmesine ilişkin 3. maddenin 4. fıkrasının Anayasa Mahkemesince iptal edildiğini dikkate almıştır. Kanun'un amaç ve kapsamı ile birlikte bu iptal sonrası hukuki durumu esas almıştır.
“"Bilgilendirme yükümlülüğü" başlıklı 3. maddesinin 4. fıkrasında yer alan; "Trafik bilgisi Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından ilgili işletmecilerden temin edilir. Hakim tarafından karar verilmesi halinde ilgili mercilere verilir" düzenlemesi, Anayasa Mahkemesinin 02/10/2014 tarih ve E:2014/149, K:2014/151 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.”
Erişim engelleme veya içerik çıkarma kararına uymadığı gerekçesiyle sağlayıcıya verilen idari para cezasına ilişkin uyuşmazlıkta, kararın sağlayıcıya 3. maddenin üçüncü fıkrası uyarınca elektronik posta yoluyla bildirildiği esas alınmıştır. Üçüncü fıkradaki bildirim usulü, yaptırım sürecinin başlangıcını oluşturan bildirim yolu olarak uygulanmaktadır.
“uzantılı URL adresindeki içeriğin çıkarılması veya erişiminin engellenmesi kararı verildiği ve bu kararın 5651 sayılı Kanun'un 3/3. maddesi gereğince davacı şirket vekilinin [email protected] mail posta adresine bildirildiği”
Kanun'un 8/A maddesi kapsamındaki karara uymama nedeniyle verilen idari para cezasına karşı açılan davada, sulh ceza hâkimliğinin onay kararının sağlayıcıya elektronik posta ile iletildiği tespit edilmiştir. İdari yargı, bu iletim üzerinden yükümlülüğün doğup doğmadığını incelemiştir. Elektronik posta ile bildirim, 3. madde çerçevesinde sağlayıcılara yönelik başlıca bildirim yolu olarak görülmektedir.
“Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliğince 2018/936 D. İş No'lu dosyasından inceleme yapılarak, 03.02.2018 tarihli kararıyla onaylanmasına karar verildiği, Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliğinin karar bilgisi 14.02.2018 tarihli mail ile ... mail posta adresine”
Temsilci belirlemeyen yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcıya verilen idari para cezasına karşı açılan davada, bildirim ve cezanın elektronik posta ile tebliğinin Tebligat Kanunu'na aykırı olduğu iddiası reddedilmiştir. Danıştay, 3. maddenin internet sayfasındaki iletişim araçları üzerinden e-posta ile bildirime imkân verdiğini kabul eden kararı onamış, Anayasa'ya aykırılık iddiasını da ciddi bulmamıştır.
“Tebligatın 7201 sayılı Tebligat Kanunu'na aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de, 5651 sayılı Kanun'un 3. maddesinde, bu Kanun kapsamında faaliyet yürütenlere, internet sayfalarındaki iletişim araçları, alan adı, IP adresi ve benzeri kaynaklarla elde edilen bilgiler üzerinden elektronik posta veya diğer iletişim araçları ile bildirim yapılabileceği ve bunun Tebligat Kanunu'na göre yapılan tebligat hükmünde olduğu belirtildiğinden, davacı şirketin bu yöndeki iddiasına itibar edilmediği ifade edilmiştir.”
Sağlayıcıya yönelik idari yaptırım uyuşmazlığında, tebligatın Tebligat Kanunu'na uygun yapılmadığı iddiası değerlendirilmiştir. Kararda, 3. madde uyarınca Kanun kapsamında faaliyet yürütenlere internet sayfalarındaki iletişim araçları, alan adı ve IP adresi gibi kaynaklardan elde edilen bilgilerle e-posta yoluyla bildirim yapılabileceği esas alınarak bu iddiaya itibar edilmemiştir.
“Davacı şirket tarafından, yapılan tebligatın 7201 sayılı Tebligat Kanunu'na aykırı olduğu ileri sürülmekte ise de, 5651 sayılı Kanun'un 3. maddesinde, bu Kanun kapsamında faaliyet yürütenlere, internet sayfalarındaki iletişim araçları, alan adı, IP adresi ve benzeri kaynaklarla elde edilen bilgiler üzerinden elektronik posta veya diğer iletişim araçları ile bildirim yapılabileceği anlaşıldığından, davacı şirketin anılan iddiasına itibar edilmediği belirtilmiştir.”
İlkeler karar metinlerinden derlenmiştir; uygulamada kararın tam metni esas alınmalıdır. Künyeler De Jure ve Yargı PRO içtihat veri tabanlarından doğrulanmıştır.