5651 sayılı Kanun md. 7, internet kafe gibi toplu kullanım sağlayıcıların izin, filtreleme ve erişim kaydı yükümlülüklerini ve mülki amirin yaptırım yetkisini düzenler.
Toplu kullanım sağlayıcıların yükümlülükleri
Madde 7– (1) Ticarî amaçla toplu kullanım sağlayıcılar, mahallî mülkî amirden izin belgesi almakla yükümlüdür. İzne ilişkin bilgiler otuz gün içinde mahallî mülkî amir tarafından Başkanlığa bildirilir. Bunların denetimi mahallî mülkî amirler tarafından yapılır. İzin belgesinin verilmesine ve denetime ilişkin esas ve usûller, yönetmelikle düzenlenir.
(2) (Değişik: 6/2/2014-6518/91 md.) Ticari amaçla olup olmadığına bakılmaksızın bütün internet toplu kullanım sağlayıcılar, konusu suç oluşturan içeriklere erişimin engellenmesi ve kullanıma ilişkin erişim kayıtlarının tutulması hususlarında yönetmelikle belirlenen tedbirleri almakla yükümlüdür.
(3) (Değişik: 6/2/2014-6518/91 md.) Ticari amaçla toplu kullanım sağlayıcılar, ailenin ve çocukların korunması, suçun önlenmesi ve suçluların tespiti kapsamında usul ve esasları yönetmelikte belirlenen tedbirleri almakla yükümlüdür.
(4) (Ek: 6/2/2014-6518/91 md.) Bu maddede belirtilen yükümlülükleri ihlal eden ticari amaçla toplu kullanım sağlayıcılarına, ihlalin ağırlığına göre yönetmelikle belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde uyarma, bin Türk Lirasından on beş bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verme veya üç güne kadar ticari faaliyetlerini durdurma müeyyidelerinden birine karar vermeye mahalli mülki amir yetkilidir.
5651 sayılı Kanun'un 7. maddesi, internet erişimini bir mekânda toplu olarak sunan toplu kullanım sağlayıcıların (internet kafe, internet salonu, otel, yurt gibi yerler) yükümlülüklerini belirler. Madde, ticari amaçla faaliyet gösterenler ile ticari amaç taşımayanlar arasında ayrım yapar.
Uygulamada en çok tartışılan konu, yaptırımın kanunilik ilkesi bakımından dayanağıdır. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, maddenin 2014 öncesi hâlinde yalnızca izin belgesi yükümlülüğüne yaptırım bağlandığını, filtre programı kullanmama gibi yönetmelikte tanımlanan aykırılıklara yönetmelikle idari para cezası öngörülemeyeceğini kabul etmiştir. Yargıtay 19. Ceza Dairesi ise 6518 sayılı Kanunla getirilen 7/4. fıkranın yaptırımın türünü ve miktarını kanunda belirlediğini, yönetmelikteki yükümlülüklerin bu çerçeve hükmün içeriğini doldurduğunu vurgulamıştır.
Görevli yargı yeri bakımından Uyuşmazlık Mahkemesi, önceleri idari yargıyı görevli gördüğü hâlde sonraki kararlarında mülkî amirin verdiği idari para cezalarına karşı başvurunun Kabahatler Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca sulh ceza hâkimliğinde, yani adli yargıda incelenmesi gerektiğine karar vermiştir. 7590 sayılı Kanunla birinci fıkradaki bildirim mercii Başkanlık olarak değiştirilmiştir.
Daire, izin belgesi olmadan internet kafe işleten kişiye verilen idari yaptırımın kaldırılmasına ilişkin sulh ceza hâkimliği kararını kanun yararına bozmuştur. 7/4. fıkranın yaptırımın türünü ve sınırlarını kanunda belirlediğini, yönetmeliğin ise bu çerçeveye uygun hâle getirildiğini, bu nedenle yaptırımın kanuni dayanaktan yoksun sayılamayacağını belirtmiştir.
“başvuran hakkında verilen idari para cezası henüz kesinleşmeden değişen yönetmeliğe göre idari mülki amir tarafından uygulanabilecek idari yaptırımın türü ilk ihlalde uyarma cezasına dönüşmüştür. Yönetmeliğin yeni hali Kanun'a uygun hale getirilmiştir.”
Kamera kayıt sistemi yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle verilen idari para cezasını kaldıran karar, 5651 sayılı Kanun'un 7/4. maddesi ve değişen yönetmelik gözetilmeden verildiği için kanun yararına bozulmuştur. Karar, toplu kullanım sağlayıcı yükümlülüklerinin yaptırımının artık kanunda yer aldığını teyit etmektedir.
“mahkemece, gerek adı geçen Yönetmelik'teki değişiklik, gerekse 5651 sayılı Kanun'un 7/4. Maddesi göz önüne alınmaksızın, uyuşmazlığa konu idari para cezasının türü, süresi ve miktarı Kanun'da yer almadığından bahisle idari para cezasının iptaline karar verilmiştir.”
Maddenin 2014 öncesi hâlinde mülkî amirin idari para cezası verme yetkisi yalnızca izin belgesi yükümlülüğüne aykırılıkla sınırlıydı. Filtre programı kullanmama hâli için kanunda yaptırım bulunmadığından, yönetmelikle idari para cezası öngörülemeyeceği ve verilen cezanın hukuka aykırı olduğu kabul edilmiştir.
“ticari amaçla toplu kullanım sağlayıcıların mahalli mülki amirden izin belgesi alınmaması halinde 7.maddenin 3.fıkrası uyarınca cezalandırılmaları öngörülmüş, filtre programı kullanılmaması halinde ise ceza yaptırımı kanunda öngörülmemiştir.”
Suç oluşturan içeriklere erişimi önleyici tedbir almama nedeniyle yalnızca yönetmeliğe dayanılarak verilen idari para cezasının kaldırılması yerinde görülmüş, kanun yararına bozma istemi reddedilmiştir. Kabahat karşılığı yaptırımın türü ve miktarı ancak kanunla belirlenebilir.
“5326 sayılı Yasa`nın 4/2.maddesi uyarınca " kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarı, ancak kanunla belirlenebileceğinden" (...) yerel mahkemenin kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla”
İzin belgesi olmaksızın internet kafe işletilmesi nedeniyle kaymakamlıkça verilen idari para cezasına karşı açılan davanın adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğine karar verilmiştir.
“İnternet Toplu Kullanım Sağlayıcıları Hakkında Yönetmeliğin, “Ticari Amaçlı İnternet Toplu Kullanım Sağlayıcılarının Yükümlülükleri” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrası (a) bendine aykırı davranıldığından bahisle, Yönetmeliğin 11. maddesi birinci fıkrası uyarınca verilen para cezasının iptali istemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği”
5651 sayılı Kanun, mülkî amirin verdiği idari para cezalarına karşı görevli mahkemeyi göstermediğinden, Kabahatler Kanunu'nun kanun yoluna ilişkin hükümleri uygulanır ve itiraz sulh ceza mahkemesine yapılır. 8/12. fıkradaki idari yargı yolu yalnızca Başkanlık veya Kurumca verilen cezalar içindir.
“5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’da da mülki amir tarafından verilen idari para cezasına itiraz konusunda görevli mahkemenin gösterilmediği anlaşılmıştır.”
Uyuşmazlık Mahkemesi bu erken tarihli kararında, 5651 sayılı Kanun'un 8/12. fıkrasındaki düzenlemeyi esas alarak toplu kullanım sağlayıcılar yönetmeliğine dayanan idari para cezasına itirazda idari yargıyı görevli görmüştür. Sonraki kararlarda bu yaklaşım terk edilmiştir.
“5651 sayılı Yasa dayanak alınarak çıkarılan "İnternet Toplu Kullanım Sağlayıcıları Hakkında Yönetmelik" uyarınca" verilen idari para cezasına karşı yapılan itirazın görüm ve çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.”
Toplu kullanım sağlayıcının içerik filtreleme yazılımı kullanmaması ve suç oluşturan içeriklere erişimi önleyici tedbirleri almaması, Kanun ve yönetmelikteki yükümlülüklere aykırılık niteliğindedir. Ancak sanığın TCK'da tanımlanan müstehcenlik eylemlerinden birini gerçekleştirdiğine dair bulgu yoksa, kıyas yasağı gereği müstehcenlik suçundan mahkûmiyet kurulamaz.
“inceleme konusu olayda sanığın işletmekte olduğu internet kafede yapılan denetim sırasında, müstehcen içerikli sitelere ulaşımın engellenmesini sağlayan filtre programı bulunmadığının tespit edildiği, sanığın 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun ve ilgili yönetmeliklerinde düzenlenen hükümlere aykırı olarak konusu suç oluşturan içeriklere erişimi önleyici tedbirleri almadığı ve TİB tarafından onaylanan içerik filtreleme yazılımı kullanmadığı sabit ise de, sanığın yukarıda açıklanan müstehcenlik suçu bakımından tanımlanan eylemleri gerçekleştirdiğine dair bir bulgu elde edilememesi karşısında, yasal ve yerinde olmayan gerekçeyle yazılı şekilde mahkumiyetine hükmedilmesi,”
İnternet kafede filtre programı bulunmadığı gerekçesiyle Yönetmeliğe dayanılarak verilen idari para cezasına itirazın reddi kanun yararına bozulmuştur. Daire, Kabahatler Kanunu'nun 4/2. maddesi uyarınca kabahat yaptırımının türü ve miktarının ancak kanunla belirlenebileceğini kabul ederek cezanın kaldırılmasına karar vermiştir.
“5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun kanunilik ilkesi başlıklı 4/2. maddesinin “Kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarı ancak kanunla belirlenebilir.” hükmü karşısında yönetmeliğe dayanarak idari para cezası verilemeyeceği gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği”
Toplu kullanım sağlayıcıya yurt içi yerine yurt dışı DNS sunucusu kullandığı gerekçesiyle verilen idari para cezasına itirazın reddi kanun yararına bozulmuştur. Daire, Yönetmeliğin sağlayıcı yükümlülüklerini düzenleyen hükmünde DNS ayarlarına ilişkin bir kısıtlama bulunmadığını belirterek cezanın kaldırılmasına hükmetmiştir.
“Internet Toplu Kullanım Sağlayıcıları Hakkındaki Yönetmeliğin 5.maddesinde DNS değişikliği ile kısıtlayıcı bir hüküm bulunmadığı gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilesinde isabet görülmemiş”
İlkeler karar metinlerinden derlenmiştir; uygulamada kararın tam metni esas alınmalıdır. Künyeler De Jure ve Yargı PRO içtihat veri tabanlarından doğrulanmıştır.