Yeterli şüphe yoksa savcı kovuşturmaya yer olmadığına karar verir; bu karardan sonra yeni delil ve sulh ceza kararı olmadan aynı fiilden dava açılamaz.
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar
Madde 172– (1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
(2) (Değişik: 2/1/2017-KHK-680/10 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/9 md.) Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz.
(3) (Ek: 11/4/2013-6459/19 md.) Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi veya bu karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi üzerine, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmesi hâlinde yeniden soruşturma açılır.
CMK 172, soruşturma evresinin dava açılmaksızın sona erdirilmesini sağlayan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK, takipsizlik) kurumunu düzenler.
Kararın şartları ve bildirimi: Cumhuriyet savcısı, soruşturma sonunda kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemezse veya kovuşturma olanağı yoksa (örneğin şikâyet yokluğu, zamanaşımı) bu kararı verir. Karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış ya da sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir ve kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. Yargıtay, tebliğ yapılmadan ve itiraz süreci beklenmeden aynı olay için iddianame düzenlenmesini ve Cumhuriyet başsavcısının bu kararı kendiliğinden kaldırmasını hukuka aykırı bulmaktadır.
Kararın etkisi (ikinci fıkra): Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra aynı fiilden kamu davası açılabilmesi için iki şart birlikte aranır:
Bu şartlar 680 sayılı KHK ile getirilmiş ve 7072 sayılı Kanun ile aynen kabul edilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu düzenlemeyi bir ceza muhakemesi şartı olarak nitelendirmekte ve kesinleşen kararın kişiyi aynı fiil nedeniyle yeniden soruşturma baskısından koruduğunu vurgulamaktadır. Sonradan alınan ve yeni bir olgu ortaya koymayan bir bilirkişi raporu yeni delil sayılmamıştır. Şartlar gerçekleşmeden açılan davada mahkûmiyet hükmü kurulması bozma sebebidir.
Üçüncü fıkra: Kararın etkin soruşturma yapılmadan verildiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilirse veya dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilirse, kesinleşmeden itibaren üç ay içinde talep edilmesi hâlinde yeniden soruşturma açılır. Anayasa Mahkemesi de etkili soruşturma yükümlülüğünün ihlal edildiği bireysel başvurularda, ihlalin giderilmesi için yeniden soruşturma yapılmasına hükmetmektedir.
Bilişim suçlarına ilişkin şikâyetlerde de takipsizlik kararının gerekçesi, delillerin (IP kayıtları, banka hareketleri gibi) yeterince toplanıp toplanmadığı yönünden itiraz aşamasında denetlenir.
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan sonra kamu davası açılabilmesi, yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmesi ve sulh ceza hâkimliğince bu yönde karar verilmesi şartlarına bağlıdır. Ceza Genel Kurulu bu şartı bir ceza muhakemesi şartı olarak nitelendirmiş, CMK 173'teki itiraz imkânıyla bu kararlara yargısal nitelik kazandırıldığını belirtmiştir.
“elde edilen yeni delilin kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak nitelikte olması ve sulh ceza hakimliğince bu konuda bir karar verilmesi şartlarına bağlanmıştır. Bu husus kanun koyucu tarafından ceza muhakemesi şartı olarak düzenlenmiştir.”
Kesinleşmiş kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla ceza muhakemesi sona erer. Kanunun öngördüğü istisnai hâller (yeni delil ve sulh ceza kararı ile AİHM kararı üzerine yeniden soruşturma) dışında başka bir makama bu kararı kaldırma yetkisi verilemez; böylece kişiler aynı fiilden dolayı soruşturma baskısı altında bırakılmaz.
“Anılan şartlar gerçekleşmeden Kanun'un istisnai olarak belirlediği bu hâl dışına çıkılarak başka makama kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı kaldırma yetkisi verilemeyecek, böylece kişilerin aynı fiilden dolayı soruşturma baskısı altında kalması engellenmiş olacaktır.”
Soruşturma yetkisi bulunmayan Cumhuriyet savcısınca verilmiş olsa bile, itiraz üzerine kesinleşen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar mahkeme denetiminden geçerek yargısal nitelik kazanır. Yeniden soruşturma yeni delil ve sulh ceza kararı şartına bağlı olduğundan bu karar hukuki değerden yoksun sayılamaz.
“itiraz üzerine kesinleşen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın mahkeme denetiminden geçerek yargısal bir karar hâlini almak suretiyle yargı otoritesi özelliğini göstermesi (...) nedenleriyle söz konusu kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın hukuki değerden yoksun olmadığı kabul edilmelidir.”
CMK 172/2 ile, kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan sonra yeni bir delil ortaya çıkmadan savcının kendiliğinden dava açması yasaklanmıştır. 680 sayılı KHK ile ayrıca yeni delilin yeterli şüphe oluşturacak nitelikte olması ve sulh ceza hâkimliğinin karar vermesi şartları getirilmiştir.
“kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra, yeni bir delil meydana çıkmadan Cumhuriyet savcısınca kendiliğinden kamu davası açılamayacağı hüküm altına alınmış”
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan sonra alınan bilirkişi raporu yeni delil niteliği taşımıyorsa, bu karar hatalı olarak kaldırılmış sayılır. Böyle bir kaldırma üzerine açılan kamu davasının reddine karar verilmesi hukuka uygun bulunmuştur.
“sanıklar hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın ardından yeni bir delil elde edilmeden hatalı şekilde ilgili kararın kaldırılması sonucu açılmış kamu davasının sanıklar yönünden ayrı ayrı reddine karar verilmesine ilişkin esas mahkemenin ilamı hukuka uygun bulunmakla”
Sanık hakkında aynı fiilden daha önce kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilip verilmediği araştırılmalıdır. Böyle bir karar varsa, sulh ceza hâkimliğince karar verilmeden açılan davada mahkûmiyet hükmü kurulması CMK 172/2'ye aykırıdır.
“5271 sayılı CMKnın 172/2.maddesinde belirtildiği üzere sulh ceza hakimliğince bir karar verilmeden aynı fiilden dolayı kamu davası açılmayacağı gözetilmeden açılan kamu davası neticesinde yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi, Kanuna aykırı”
Cumhuriyet başsavcılığının, verilmiş kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı iade etme yetkisi bulunmaz. Karar şüpheli ve müştekiye tebliğ edilmeden ve CMK 173'teki itiraz süreci sonuçlanmadan düzenlenen iddianame, iade sebebi oluşturur.
“Cumhuriyet Başsavcılık makamının bahse konu kararı iade yetkisinin bulunmadığı, kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin verilen kararın şüpheli ve müştekiye ayrı ayrı tebliğ edilmeden ve 5271 sayılı Ceza Mukamemesi Kanununun 173. maddesinde düzenlenen itiraz sürecinin akibeti beklenmeden düzenlendiğinden”
Cumhuriyet başsavcısı, savcının verdiği takipsizlik kararını eksik soruşturma gerekçesiyle kendiliğinden kaldıramaz. Karar müştekiye tebliğ edilip itiraz merciince kaldırılmadıkça kesinleşmemiş sayılır ve bu durumda usulüne uygun açılmış bir kamu davasından söz edilemez.
“Cumhuriyet Başsavcısının "delillerin toplanmadığı, analiz raporlarının sonuçlarının beklenmediği" gerekçesiyle soruşturmaya devam edilmesi için Cumhuriyet Savcısının verdiği takipsizlik kararını kaldırma yetkisinin bulunmadığı”
Yaşam hakkının usul boyutundaki etkili soruşturma yükümlülüğü yerine getirilmeden verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, hak ihlaline yol açabilir. Bu durumda ihlalin giderilmesi için başsavcılık önceki kararı kaldırmalı ve eksiklikleri giderecek yeni bir soruşturma yapmalıdır.
“Bu kapsamda Cumhuriyet başsavcılığının yapması gereken iş, önceki kovuşturmaya yer olmadığına dair kararını kaldırmak ve akabinde ihlal kararında tespit edilen eksiklikleri giderecek şekilde yeni bir soruşturma yapmaktan ibarettir.”
Aynı eylem hakkında kesinleşmiş kovuşturmaya yer olmadığına dair karar varken bu karar usulünce kaldırılmadan kamu davası açılamaz. Böyle bir davada mahkeme CMK 223/8 uyarınca durma kararı vermeli ve yeni delil nedeniyle dava açılıp açılamayacağı konusunda sulh ceza hâkimliğinden karar alınmasını sağlamalıdır.
“anılan kovuşturmaya yer olmadığı kararı usulünce kaldırılmadan kamu davası açılamayacağı”
Sanık hakkında aynı eylemden verilmiş kovuşturmaya yer olmadığına dair karar bulunuyorsa, bu kararın tebliğ edilip edilmediği, itiraz edilip edilmediği ve kesinleşip kesinleşmediği belirlenmelidir. Karar kesinleşmişse davanın hangi yeni delile dayandığı tespit edilerek kovuşturma şartının gerçekleşip gerçekleşmediği tartışılmalıdır.
“Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz edilmemiş ve karar kesinleşmiş ise, 5271 sayılı Kanun'un 172 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre ne şekilde yeni bir delile dayanılarak dava açıldığı tespit edilerek, kovuşturma şartının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tartışılması sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hükümler kurulması”
CMK 172/2 kişilerin hukuk güvenliğini öne alan bir düzenlemedir. Yeni delil, karardan önce mevcut olup ele geçirilemeyen ya da dosyada bulunduğu hâlde savcıca görülmeyen ve değerlendirilmeyen delildir; böyle bir delil yokken açılan dava usulüne uygun açılmış sayılmaz.
“daha önceden dosyada olmayan veya değerlendirilemeyen yeni bir delil olmadığı müddetçe verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararlarının hukuk güvenliği açısından kaldırılmasının mümkün olamayacağı”
İlkeler karar metinlerinden derlenmiştir; uygulamada kararın tam metni esas alınmalıdır. Künyeler De Jure ve Yargı PRO içtihat veri tabanlarından doğrulanmıştır.