Telefon ve internet iletişiminin dinlenmesi, kayda alınması, tespiti ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesinin şartlarını ve katalog suçları düzenler.
İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması
Madde 135– (1) (Değişik: 21/2/2014–6526/12 md.) Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir. Cumhuriyet savcısı kararını derhâl hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde tedbir Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl kaldırılır. (Mülga son iki cümle: 24/11/2016-6763/26 md.)
(2) (Ek: 21/2/2014–6526/12 md.) Talepte bulunulurken hakkında bu madde uyarınca tedbir kararı verilecek hattın veya iletişim aracının sahibini ve biliniyorsa kullanıcısını gösterir belge veya rapor eklenir.
(3) Şüpheli veya sanığın tanıklıktan çekinebilecek kişilerle arasındaki iletişimi kayda alınamaz. Kayda alma gerçekleştikten sonra bu durumun anlaşılması hâlinde, alınan kayıtlar derhâl yok edilir.
(4) Birinci fıkra hükmüne göre verilen kararda, yüklenen suçun türü, hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliği, iletişim aracının türü, telefon numarası veya iletişim bağlantısını tespite imkân veren kodu, tedbirin türü, kapsamı ve süresi belirtilir. Tedbir kararı en çok iki ay için verilebilir; bu süre, bir ay daha uzatılabilir. (Ek cümle: 25/5/2005 – 5353/17 md.) Ancak, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak gerekli görülmesi halinde, hâkim yukarıdaki sürelere ek olarak her defasında bir aydan fazla olmamak ve toplam üç ayı geçmemek üzere uzatılmasına karar verebilir.
(5) Şüpheli veya sanığın yakalanabilmesi için, mobil telefonun yeri, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararına istinaden tespit edilebilir. Bu hususa ilişkin olarak verilen kararda, mobil telefon numarası ve tespit işleminin süresi belirtilir. Tespit işlemi en çok iki ay için yapılabilir; bu süre, bir ay daha uzatılabilir.
(6) (Ek: 2/12/2014-6572/42 md.) Şüpheli ve sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişiminin tespiti, soruşturma aşamasında hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma aşamasında mahkeme kararına istinaden yapılır. Kararda, yüklenen suçun türü, hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliği, iletişim aracının türü, telefon numarası veya iletişim bağlantısını tespite imkân veren kodu ve tedbirin süresi belirtilir. (Ek cümleler: 24/11/2016-6763/26 md.) Cumhuriyet savcısı kararını yirmi dört saat içinde hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde kayıtlar derhâl imha edilir.
(7) Bu madde hükümlerine göre alınan karar ve yapılan işlemler, tedbir süresince gizli tutulur.
(8) Bu madde kapsamında dinleme, kayda alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ilişkin hükümler ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir:
a) Türk Ceza Kanununda yer alan;
1. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80) ile organ veya doku ticareti (madde 91),
2. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),
3. İşkence (madde 94, 95),
4. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),
5. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),
6. (Ek: 21/2/2014 – 6526/12 md.) Nitelikli hırsızlık (madde 142) ve yağma (madde 148, 149) ile nitelikli dolandırıcılık (madde 158),
7. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
8. Parada sahtecilik (madde 197),
9. (Mülga: 21/2/2014 – 6526/12 md.; Yeniden düzenleme: 24/11/2016-6763/26 md.) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (madde 220, fıkra üç),
10. (Ek: 25/5/2005 – 5353/17 md.) Fuhuş (madde 227),
11. İhaleye fesat karıştırma (madde 235),
12. (Ek: 24/11/2016-6763/26 md.) Tefecilik (madde 241),
13. Rüşvet (madde 252),
14. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (madde 282),
15. (Değişik: 2/12/2014-6572/42 md.) Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak (madde 302) ,
16. (Ek: 2/12/2014-6572/42 md.) Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 311, 312, 313, 314, 315, 316),
17. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337) suçları.
b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.
c) (Ek: 25/5/2005 – 5353/17 md.) Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu,
d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.
e) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.
(9) Bu maddede belirlenen esas ve usuller dışında hiç kimse, bir başkasının telekomünikasyon yoluyla iletişimini dinleyemez ve kayda alamaz.
CMK 135, haberleşme hürriyeti ve özel hayatın gizliliğine en ağır müdahalelerden biri olan telekomünikasyon yoluyla iletişimin denetlenmesini düzenler. Madde birbirinden farklı tedbirleri içerir: iletişimin dinlenmesi ve kayda alınması, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi, yakalama amacıyla mobil telefonun yerinin tespiti ve kimlerle ne zaman görüşüldüğünü gösteren iletişimin tespiti (HTS).
Dinleme ve kayda alma için aranan şartlar:
Tedbir en çok iki ay için verilir ve bir ay uzatılabilir; örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda ek uzatmalar toplam üç ayı geçemez. Şüpheli veya sanığın tanıklıktan çekinebilecek kişilerle iletişimi kayda alınamaz. Talebe hattın sahibini ve biliniyorsa kullanıcısını gösteren belge eklenir. Kararlar tedbir süresince gizlidir.
Yargıtay uygulamasında en önemli sonuç, şartlara aykırı dinlemenin delil yasağı doğurmasıdır. Katalog dışı bir suç için alınan dinleme kararı ya da başka bir suç için yapılan dinlemede elde edilen ve katalogda yer almayan suça ilişkin kayıtlar, o suçun ispatında kullanılamaz (bkz. CMK 138/2). Karar olmaksızın yapılan veya telefonun hoparlöre verdirilmesi gibi yollarla elde edilen görüşmeler de hukuka aykırı delil sayılmaktadır. Yargıtay, dinleme alanında önemsiz veya şekli hukuka aykırılık anlayışını kabul etmemekte ve bu tür delillerin dışlanmasından sonra kalan delillerle karar verilmesini aramaktadır.
Dokuzuncu fıkra, bu madde dışında hiç kimsenin başkasının telekomünikasyon yoluyla iletişimini dinleyemeyeceğini ve kayda alamayacağını açıkça hükme bağlar. Kararların icrası ve kayıtların yok edilmesi CMK 137'de, tesadüfen elde edilen deliller CMK 138'de düzenlenmiştir.
Dinleme kararı alınabilmesi için kuvvetli şüphe ve başka suretle delil elde edilememe şartlarının yanında, soruşturulan suçun kanundaki katalogda yer alması da zorunludur. Katalog dışı kaçakçılık suçu bakımından tape kayıtlarına dayanılamayacağı değerlendirilmiştir.
“Anılan yasal düzenlemeler ışığında bir suç soruşturması nedeni ile dinleme kararı alınabilmesi için suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkanının bulunmamasının gerekli olduğu gibi, aynı zamanda soruşturması yapılan suçların da 6 ncı fıkrada düzenlenen suçlardan olması gerekmektedir.”
İletişimin denetlenmesiyle elde edilen delillerin katalog dışındaki bir suçun soruşturma ve kovuşturmasında kullanılmaması bir delil değerlendirme yasağıdır; Ceza Genel Kurulu içtihadına atıfla bu tür kanıtların hükme esas alınamayacağı belirtilmiştir.
“telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında elde edilen delillerin aynı kanunun 135 inci maddesinin altıncı fıkrasında sayılanlar dışında bir suçun soruşturma ve kovuşturulmasında kullanılmaması ise delil değerlendirilmesi yasaklarına örnek olarak gösterilebilir.”
Karar tarihinde 4733 sayılı Kanun kapsamındaki suçlar için dinleme yapılabileceğine dair düzenleme bulunmadığından, iletişim tespit tutanakları tek başına delil kabul edilemez; başka delil yoksa beraat kararı verilmelidir.
“iletişim tespiti karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 135 inci maddesinin altıncı fıkrasında 4733 sayılı Kanun kapsamında kalan suçlar ile ilgili olarak dinleme yapılabileceğine ilişkin düzenleme bulunmaması karşısında, iletişimin tespiti tutanaklarının tek başına delil olarak kabul edilemeyeceği”
Ceza Genel Kurulu, iletişimin denetlenmesinin AİHS ve AİHM içtihadına uygun bir koruma tedbiri olarak CMK 135-138'de düzenlendiğini; 135. maddenin tedbirin şartlarını, usulünü, kararın kapsamını ve süresini ayrıntılı biçimde belirlediğini açıklamıştır.
“135. maddede; iletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi tedbirine yer verilip söz konusu tedbirlerin yerine getirilme şartları ve usulü hükme bağlanmış, bu konuya ilişkin olarak verilecek kararların kapsamı ve uygulama süresine yönelik ayrıntılı düzenleme yapılmıştır.”
CMK 135'e uygun adli dinleme kararı alınmadan, önleme dinlemesine dayanılarak yapılan arama sonucunda bulunan uyuşturucu madde hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş sayılır. Mahkemenin, usulüne uygun bir adli dinleme kararı bulunup bulunmadığını araştırması gerekir.
“Bu madde hükmüne uygun iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararı alınmadan, önleme dinlemesine istinaden yapılan arama sonucu bulunan uyuşturucu madde hem "suçun maddi konusu" hem de "suçun delili" olup hukuka aykırı yöntemle elde edildiğinden ve hükme esas alınamayacağından”
Yakalanan sanığın çalan telefonunun rızası dışında açtırılıp görüşmenin hoparlöre verilerek dinlenmesi, CMK 135 şartları ve kararı bulunmadığından haberleşme hürriyeti ve özel hayatın gizliliğini ihlal eder; bu yolla elde edilen görüşme hükme esas alınamaz.
“bir temel hakkın ihlali pahasına delil elde edilmesinin, basit bir hukuka aykırılık olarak değerlendirilemeyeceği”
Dinleme kararı, kararda belirtilen kişi ve suçla sınırlı bir yetki verir. Daire, hakkında karar bulunan kişiyle konuşan diğer kişilerin haberleşmesine müdahale için ayrıca karar alınması gerektiğini, aksi hâlde bu kişiler yönünden elde edilen dinlemelerin hukuka aykırı delil niteliğinde olduğunu kabul etmiştir.
“Gerekli koşullar bulunduğunda bir kişinin telefonunun dinlenmesi için hâkim veya Cumhuriyet savcısından alınan karar, sadece soruşturma kapsamında olup kararda belirtilen suçla sınırlı olmak üzere o kişinin haberleşmesinin gizliliğine müdahale yetkisi verir.”
Haberleşme hürriyeti anayasal bir hak olduğundan iletişimin dinlenmesinde önemsiz veya şekli hukuka aykırılık anlayışı geçerli değildir. Hukuka aykırı kararla elde edilen iletişim tespit tutanakları, yargılamanın bütün olarak adil sayılması gerekçesiyle dahi delil olarak kullanılamaz.
“Gerçekten de haberleşme hürriyeti anayasal bir haktır ve ihlali önemsiz kabul edilemez.”
Anayasa Mahkemesi, CMK 135'in telefon dinlemelerine karşı özel hayat ve haberleşme hürriyeti bakımından yeterli güvenceler içerdiğini kabul etmiştir. Katalogda yer alan bir suç nedeniyle sulh ceza mahkemesi kararına dayanılarak yapılan dinlemenin, suçun önlenmesi ve delil elde edilmesi amacıyla demokratik toplumda gerekli olmadığı söylenemez.
“5271 sayılı Kanun’un 135. maddesi, telefonların dinlenilmesi tedbirleri karşısında kişilerin özel hayatları ve haberleşme hürriyetlerinin korunması bağlamında yeterli güvenceleri düzenlemekte olup somut olayda da anılan Kanun hükmüyle getirilen güvencelere uyulmuştur.”
Kaçak sigarayla yakalanmayan ve suçlamayı kabul etmeyen sanık hakkında yalnız iletişimin tespiti tutanaklarına dayanılarak mahkûmiyet kurulmuştur. CMK 135/6'da 4733 sayılı Kanun kapsamındaki suçlar için dinleme yapılabileceğine dair düzenleme bulunmadığından bu tutanaklar delil sayılamaz ve sanığın beraati gerekir.
“CMK'nun 135/6. maddesinde 4733 sayılı Yasa kapsamında kalan suçlar ile ilgili olarak dinleme yapılabileceğine ilişkin düzenleme bulunmaması karşısında, adı geçen sanık yönüyle iletişimin tespiti tutanaklarının tek başına delil olarak kabul edilemeyeceği”
Daire, akaryakıt kaçakçılığına ilişkin 5015 sayılı Kanun'un Ek 5/1 maddesindeki suçun CMK 135/6'daki katalogda bulunmadığını belirtmiştir. Bu nedenle sanıklar yönünden iletişimin tespiti tutanakları tek başına delil olarak kabul edilemez; mahkûmiyet ancak hukuka uygun başka delillerle kurulabilir.
“CMK'nun 135/6. maddesinde 5015 sayılı Yasa kapsamında kalan suçlar ile ilgili olarak dinleme yapılabileceğine ilişkin düzenleme bulunmaması karşısında, adı geçen sanıklar yönüyle iletişimin tespiti tutanaklarının tek başına delil olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmakla”
İlkeler karar metinlerinden derlenmiştir; uygulamada kararın tam metni esas alınmalıdır. Künyeler De Jure ve Yargı PRO içtihat veri tabanlarından doğrulanmıştır.