• AdresHukukçular Towers, Mustafa Kemal Paşa Caddesi, Cevizli, Seyitgazi Sokağı No: 66/A D: 15, 34865 Kartal/İstanbul
  • E-Posta Adresi[email protected]

CMK Madde 135 – İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması

Hazırlayan: Av. Coşkun Genç, İstanbul Barosu · Güncelleme: 15.10.2026
ÖZET · 9 fıkra · ~5 dk okuma

Telefon ve internet iletişiminin dinlenmesi, kayda alınması, tespiti ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesinin şartlarını ve katalog suçları düzenler.

Resmî Metin

İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması

Madde 135– (1) (Değişik: 21/2/2014–6526/12 md.) Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir. Cumhuriyet savcısı kararını derhâl hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde tedbir Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl kaldırılır. (Mülga son iki cümle: 24/11/2016-6763/26 md.)

(2) (Ek: 21/2/2014–6526/12 md.) Talepte bulunulurken hakkında bu madde uyarınca tedbir kararı verilecek hattın veya iletişim aracının sahibini ve biliniyorsa kullanıcısını gösterir belge veya rapor eklenir.

(3) Şüpheli veya sanığın tanıklıktan çekinebilecek kişilerle arasındaki iletişimi kayda alınamaz. Kayda alma gerçekleştikten sonra bu durumun anlaşılması hâlinde, alınan kayıtlar derhâl yok edilir.

(4) Birinci fıkra hükmüne göre verilen kararda, yüklenen suçun türü, hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliği, iletişim aracının türü, telefon numarası veya iletişim bağlantısını tespite imkân veren kodu, tedbirin türü, kapsamı ve süresi belirtilir. Tedbir kararı en çok iki ay için verilebilir; bu süre, bir ay daha uzatılabilir. (Ek cümle: 25/5/2005 – 5353/17 md.) Ancak, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak gerekli görülmesi halinde, hâkim yukarıdaki sürelere ek olarak her defasında bir aydan fazla olmamak ve toplam üç ayı geçmemek üzere uzatılmasına karar verebilir.

(5) Şüpheli veya sanığın yakalanabilmesi için, mobil telefonun yeri, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararına istinaden tespit edilebilir. Bu hususa ilişkin olarak verilen kararda, mobil telefon numarası ve tespit işleminin süresi belirtilir. Tespit işlemi en çok iki ay için yapılabilir; bu süre, bir ay daha uzatılabilir.

(6) (Ek: 2/12/2014-6572/42 md.) Şüpheli ve sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişiminin tespiti, soruşturma aşamasında hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma aşamasında mahkeme kararına istinaden yapılır. Kararda, yüklenen suçun türü, hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliği, iletişim aracının türü, telefon numarası veya iletişim bağlantısını tespite imkân veren kodu ve tedbirin süresi belirtilir. (Ek cümleler: 24/11/2016-6763/26 md.) Cumhuriyet savcısı kararını yirmi dört saat içinde hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde kayıtlar derhâl imha edilir.

(7) Bu madde hükümlerine göre alınan karar ve yapılan işlemler, tedbir süresince gizli tutulur.

(8) Bu madde kapsamında dinleme, kayda alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ilişkin hükümler ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir:

a) Türk Ceza Kanununda yer alan;

1. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80) ile organ veya doku ticareti (madde 91),

2. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),

3. İşkence (madde 94, 95),

4. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),

5. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),

6. (Ek: 21/2/2014 – 6526/12 md.) Nitelikli hırsızlık (madde 142) ve yağma (madde 148, 149) ile nitelikli dolandırıcılık (madde 158),

7. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),

8. Parada sahtecilik (madde 197),

9. (Mülga: 21/2/2014 – 6526/12 md.; Yeniden düzenleme: 24/11/2016-6763/26 md.) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (madde 220, fıkra üç),

10. (Ek: 25/5/2005 – 5353/17 md.) Fuhuş (madde 227),

11. İhaleye fesat karıştırma (madde 235),

12. (Ek: 24/11/2016-6763/26 md.) Tefecilik (madde 241),

13. Rüşvet (madde 252),

14. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (madde 282),

15. (Değişik: 2/12/2014-6572/42 md.) Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak (madde 302) ,

16. (Ek: 2/12/2014-6572/42 md.) Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 311, 312, 313, 314, 315, 316),

17. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337) suçları.

b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.

c) (Ek: 25/5/2005 – 5353/17 md.) Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu,

d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.

e) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.

(9) Bu maddede belirlenen esas ve usuller dışında hiç kimse, bir başkasının telekomünikasyon yoluyla iletişimini dinleyemez ve kayda alamaz.

Değişiklik notları (9)
  1. 2/12/2014 tarihli ve 6572 sayılı Kanunun 42 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “tespit edilebilir,” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
  2. 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle, bu maddeye birinci fıkrasından sonra gelmek üzere ikinci fıkra eklenmiş ve fıkra numaraları buna göre teselsül ettirilmiş; dördüncü fıkrasında yer alan “üç ay”, “bir defa” ve “hâkim bir aydan fazla olmamak üzere sürenin müteaddit defalar” ibareleri sırasıyla, “iki ay”, “bir ay” ve “mahkeme yukarıdaki sürelere ek olarak her defasında bir aydan fazla olmamak ve toplam üç ayı geçmemek üzere” şeklinde değiştirilmiştir.
  3. 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle, bu maddenin birinci birinci fıkrasında yer alan “ağır ceza mahkemesi” ibaresi “hâkim” şeklinde, “mahkemenin” ibaresi “hâkimin” şeklinde, “mahkeme” ibareleri “hâkim” şeklinde, aynı maddenin dördüncü fıkrasında yer alan “mahkeme” ibaresi “hâkim” şeklinde değiştirilmiştir.
  4. 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle, bu maddenin beşinci fıkrasında yer alan “üç ay” ve “bir defa” ibareleri sırasıyla “iki ay” ve “bir ay” şeklinde değiştirilmiş; mevcut altıncı fıkrasının (a) bendinin (5) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere “6. Nitelikli hırsızlık (madde 142) ve yağma (madde 148, 149),” alt bendi eklenmiş, diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiş ve yedinci fıkrasının (a) bendinin (10) numaralı alt bendinde yer alan “, fıkra 3” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
  5. 2/12/2014 tarihli ve 6572 sayılı Kanunun 42 nci maddesiyle, bu maddeye beşinci fıkradan sonra gelmek üzere (6) numaralı fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiş, mevcut yedinci fıkranın (a) bendinin (14) numaralı alt bendi metne işlendiği şekilde değiştirilmiş, bu alt bentten sonra gelmek üzere (15) numaralı alt bent eklenmiş ve diğer alt bent buna göre teselsül ettirilmiştir.
  6. 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle, 135 inci maddenin altıncı fıkrasına “hâkim” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı” ibaresi eklenmiş; sekizinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendine “(madde 79, 80)” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile organ veya doku ticareti (madde 91)” ibaresi eklenmiş, aynı bendin (6) numaralı alt bendine “(madde 148, 149)” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile nitelikli dolandırıcılık (madde 158)” ibaresi eklenmiş, aynı bende (11) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere (12) numaralı bent eklenmiş ve diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
  7. 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle; bu fıkrada geçen "Şüphelinin" ibaresi "Şüpheli veya sanığın" olarak değiştirilmiştir.
  8. 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle; bu fıkrada geçen "kullanmakta olduğu" ve "kullanılan" ibareleri madde metninden çıkarılmıştır.
  9. 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle (b) bendinden sonra gelmek üzere (c) bendi eklenmiş ve diğer bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.

Açıklama

CMK 135, haberleşme hürriyeti ve özel hayatın gizliliğine en ağır müdahalelerden biri olan telekomünikasyon yoluyla iletişimin denetlenmesini düzenler. Madde birbirinden farklı tedbirleri içerir: iletişimin dinlenmesi ve kayda alınması, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi, yakalama amacıyla mobil telefonun yerinin tespiti ve kimlerle ne zaman görüşüldüğünü gösteren iletişimin tespiti (HTS).

Dinleme ve kayda alma için aranan şartlar:

  • Suç işlendiğine ilişkin somut delillere dayanan kuvvetli şüphe,
  • Başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması,
  • Soruşturulan suçun sekizinci fıkradaki katalogda yer alması,
  • Hâkim kararı; gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde savcı kararı ve yirmi dört saat içinde hâkim onayı,
  • Kararda suçun türü, kişinin kimliği, iletişim aracı, numara veya kod, tedbirin türü, kapsamı ve süresinin gösterilmesi.

Tedbir en çok iki ay için verilir ve bir ay uzatılabilir; örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda ek uzatmalar toplam üç ayı geçemez. Şüpheli veya sanığın tanıklıktan çekinebilecek kişilerle iletişimi kayda alınamaz. Talebe hattın sahibini ve biliniyorsa kullanıcısını gösteren belge eklenir. Kararlar tedbir süresince gizlidir.

Yargıtay uygulamasında en önemli sonuç, şartlara aykırı dinlemenin delil yasağı doğurmasıdır. Katalog dışı bir suç için alınan dinleme kararı ya da başka bir suç için yapılan dinlemede elde edilen ve katalogda yer almayan suça ilişkin kayıtlar, o suçun ispatında kullanılamaz (bkz. CMK 138/2). Karar olmaksızın yapılan veya telefonun hoparlöre verdirilmesi gibi yollarla elde edilen görüşmeler de hukuka aykırı delil sayılmaktadır. Yargıtay, dinleme alanında önemsiz veya şekli hukuka aykırılık anlayışını kabul etmemekte ve bu tür delillerin dışlanmasından sonra kalan delillerle karar verilmesini aramaktadır.

Dokuzuncu fıkra, bu madde dışında hiç kimsenin başkasının telekomünikasyon yoluyla iletişimini dinleyemeyeceğini ve kayda alamayacağını açıkça hükme bağlar. Kararların icrası ve kayıtların yok edilmesi CMK 137'de, tesadüfen elde edilen deliller CMK 138'de düzenlenmiştir.

Gerekçe

Tasarının Birinci Kitap, Dördüncü Kısımdaki "Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan Haberleşmeye Girme" başlıklı İkinci Bölümü, sistematiğe uygun olarak, "Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi" başlığı ile Beşinci Bölüm olarak düzenlenmiş ve bu bölümün ilk maddesi olan tasarının "Dinleme ve kayda alma kararı" başlıklı 107 nci maddesi "İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması" şeklinde değiştirilmiş ve aşağıdaki gerekçeler doğrultusunda yeniden düzenlenerek 135 inci madde olarak yeniden düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile maddenin ifade biçimi düzeltilmiş ve madde içeriğinin anlaşılmasında uygulamada karşılaşılabilecek tereddütlerin giderilmesi amaçlanmıştır. Birinci fıkrada telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınmasının şartları ve usulü düzenlenmiştir. İletişimin tespiti, belli bir telefon numarasından kimlerin ne zaman arandığı, konuşmanın ne kadar süreyle yapıldığı, elektronik posta yoluyla kimlerle iletişim kurulduğu hususlarının tespitinden ibarettir. İletişimin dinlenmesi, telli veya telsiz telefonla ya da internet üzerinden yapılan konuşmalar açısından geçerlidir. İletişimin kayda alınması ise, telli veya telsiz telefonla ya da internet üzerinden yapılan konuşmalardaki ses veya görüntüler açısından söz konusu olduğu gibi, elektronik posta yoluyla yapılan iletişimin içeriği hakkında da uygulanabilir. İkinci fıkrada şüphelinin tanıklıktan çekinebilecek kişilerle arasındaki iletişimin kayda alınamayacağı, bu durumun kayda alma gerçekleştikten sonra anlaşılması halinde alınan kayıtların derhal yok edileceği hükme bağlanmıştır. (...) Altıncı fıkrasında, bu koruma tedbirine ancak sınırlı sayıda suçlarla ilgili olarak başvurulabileceği, hüküm altına alınmıştır. Yedinci fıkrada, maddede belirlenen esas ve usuller dışında hiç kimsenin, bir başkasının telekomünikasyon yoluyla iletişimini dinleyemeyeceği ve kayda alamayacağı hükmü getirilmiştir.
Kaynak: TBMM Dönem 22, S. Sayısı 698, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/535, 1/292) – Komisyon raporu, 135. madde gerekçesi (maddenin 2004 tarihli ilk hâline ilişkindir; fıkra numaraları sonraki değişikliklerle kaymıştır). https://cdn.tbmm.gov.tr/KKBSPublicFile/D22/Y1/T1/DosyaKomisyonRaporunuVerdi/dae0d14f-2705-4057-b986-d564242691d5.htm

İlgili Yargı Kararları – CMK m.135 uygulaması

İçtihat özetiDinleme kararı için kuvvetli şüphe ve başka delil bulunamamanın yanında suçun katalogda yer alması zorunludur.
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E. 2021/2839, K. 2025/8635, T. 03.06.2025

Dinleme kararı alınabilmesi için kuvvetli şüphe ve başka suretle delil elde edilememe şartlarının yanında, soruşturulan suçun kanundaki katalogda yer alması da zorunludur. Katalog dışı kaçakçılık suçu bakımından tape kayıtlarına dayanılamayacağı değerlendirilmiştir.

Karardan alıntı
“Anılan yasal düzenlemeler ışığında bir suç soruşturması nedeni ile dinleme kararı alınabilmesi için suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkanının bulunmamasının gerekli olduğu gibi, aynı zamanda soruşturması yapılan suçların da 6 ncı fıkrada düzenlenen suçlardan olması gerekmektedir.”
İçtihat özetiİletişim denetimiyle elde edilen deliller katalog dışı suçlarda kullanılamaz; bu bir delil değerlendirme yasağıdır.
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E. 2022/3871, K. 2024/10593, T. 27.11.2024

İletişimin denetlenmesiyle elde edilen delillerin katalog dışındaki bir suçun soruşturma ve kovuşturmasında kullanılmaması bir delil değerlendirme yasağıdır; Ceza Genel Kurulu içtihadına atıfla bu tür kanıtların hükme esas alınamayacağı belirtilmiştir.

Karardan alıntı
“telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında elde edilen delillerin aynı kanunun 135 inci maddesinin altıncı fıkrasında sayılanlar dışında bir suçun soruşturma ve kovuşturulmasında kullanılmaması ise delil değerlendirilmesi yasaklarına örnek olarak gösterilebilir.”
İçtihat özetiDinlemeye izin verilmeyen suçlarda iletişim tespit tutanakları tek başına delil olamaz; başka delil yoksa beraat gerekir.
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E. 2021/4705, K. 2023/8180, T. 11.10.2023

Karar tarihinde 4733 sayılı Kanun kapsamındaki suçlar için dinleme yapılabileceğine dair düzenleme bulunmadığından, iletişim tespit tutanakları tek başına delil kabul edilemez; başka delil yoksa beraat kararı verilmelidir.

Karardan alıntı
“iletişim tespiti karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 135 inci maddesinin altıncı fıkrasında 4733 sayılı Kanun kapsamında kalan suçlar ile ilgili olarak dinleme yapılabileceğine ilişkin düzenleme bulunmaması karşısında, iletişimin tespiti tutanaklarının tek başına delil olarak kabul edilemeyeceği”
İçtihat özetiİletişimin denetlenmesi, şartları, usulü, kapsamı ve süresi CMK 135'te ayrıntılı düzenlenmiş bir koruma tedbiridir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu E. 2023/33, K. 2023/54, T. 01.02.2023

Ceza Genel Kurulu, iletişimin denetlenmesinin AİHS ve AİHM içtihadına uygun bir koruma tedbiri olarak CMK 135-138'de düzenlendiğini; 135. maddenin tedbirin şartlarını, usulünü, kararın kapsamını ve süresini ayrıntılı biçimde belirlediğini açıklamıştır.

Karardan alıntı
“135. maddede; iletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi tedbirine yer verilip söz konusu tedbirlerin yerine getirilme şartları ve usulü hükme bağlanmış, bu konuya ilişkin olarak verilecek kararların kapsamı ve uygulama süresine yönelik ayrıntılı düzenleme yapılmıştır.”
İçtihat özetiAdli dinleme kararı olmadan önleme dinlemesine dayanılarak yapılan aramada ele geçen delil hukuka aykırıdır.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2019/6623, K. 2022/4876, T. 13.04.2022

CMK 135'e uygun adli dinleme kararı alınmadan, önleme dinlemesine dayanılarak yapılan arama sonucunda bulunan uyuşturucu madde hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş sayılır. Mahkemenin, usulüne uygun bir adli dinleme kararı bulunup bulunmadığını araştırması gerekir.

Karardan alıntı
“Bu madde hükmüne uygun iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararı alınmadan, önleme dinlemesine istinaden yapılan arama sonucu bulunan uyuşturucu madde hem "suçun maddi konusu" hem de "suçun delili" olup hukuka aykırı yöntemle elde edildiğinden ve hükme esas alınamayacağından”
İçtihat özetiYakalanan sanığın telefonunun rızası dışında açtırılıp hoparlörden dinlenmesiyle elde edilen görüşme delil olamaz.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu E. 2016/1062, K. 2019/441, T. 16.05.2019

Yakalanan sanığın çalan telefonunun rızası dışında açtırılıp görüşmenin hoparlöre verilerek dinlenmesi, CMK 135 şartları ve kararı bulunmadığından haberleşme hürriyeti ve özel hayatın gizliliğini ihlal eder; bu yolla elde edilen görüşme hükme esas alınamaz.

Karardan alıntı
“bir temel hakkın ihlali pahasına delil elde edilmesinin, basit bir hukuka aykırılık olarak değerlendirilemeyeceği”
İçtihat özetiDinleme kararı yalnız kararda belirtilen kişi ve suçla sınırlıdır; diğer kişiler için ayrı karar gerekir.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2018/4130, K. 2019/2072, T. 04.04.2019

Dinleme kararı, kararda belirtilen kişi ve suçla sınırlı bir yetki verir. Daire, hakkında karar bulunan kişiyle konuşan diğer kişilerin haberleşmesine müdahale için ayrıca karar alınması gerektiğini, aksi hâlde bu kişiler yönünden elde edilen dinlemelerin hukuka aykırı delil niteliğinde olduğunu kabul etmiştir.

Karardan alıntı
“Gerekli koşullar bulunduğunda bir kişinin telefonunun dinlenmesi için hâkim veya Cumhuriyet savcısından alınan karar, sadece soruşturma kapsamında olup kararda belirtilen suçla sınırlı olmak üzere o kişinin haberleşmesinin gizliliğine müdahale yetkisi verir.”
İçtihat özetiİletişimin dinlenmesinde şekli aykırılık anlayışı geçerli değildir; hukuka aykırı tutanaklar delil olamaz.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi E. 2017/8107, K. 2017/12585, T. 09.11.2017

Haberleşme hürriyeti anayasal bir hak olduğundan iletişimin dinlenmesinde önemsiz veya şekli hukuka aykırılık anlayışı geçerli değildir. Hukuka aykırı kararla elde edilen iletişim tespit tutanakları, yargılamanın bütün olarak adil sayılması gerekçesiyle dahi delil olarak kullanılamaz.

Karardan alıntı
“Gerçekten de haberleşme hürriyeti anayasal bir haktır ve ihlali önemsiz kabul edilemez.”
İçtihat özetiKatalog suç nedeniyle mahkeme kararına dayanılarak yapılan dinleme, CMK 135 güvencelerine uyulduğundan haberleşme hürriyetini ihlal etmez.
Anayasa Mahkemesi (Bireysel Başvuru) E. 2016/73184, T. 25.09.2019

Anayasa Mahkemesi, CMK 135'in telefon dinlemelerine karşı özel hayat ve haberleşme hürriyeti bakımından yeterli güvenceler içerdiğini kabul etmiştir. Katalogda yer alan bir suç nedeniyle sulh ceza mahkemesi kararına dayanılarak yapılan dinlemenin, suçun önlenmesi ve delil elde edilmesi amacıyla demokratik toplumda gerekli olmadığı söylenemez.

Karardan alıntı
“5271 sayılı Kanun’un 135. maddesi, telefonların dinlenilmesi tedbirleri karşısında kişilerin özel hayatları ve haberleşme hürriyetlerinin korunması bağlamında yeterli güvenceleri düzenlemekte olup somut olayda da anılan Kanun hükmüyle getirilen güvencelere uyulmuştur.”
İçtihat özeti4733 sayılı Kanun'a aykırılık suçu katalogda olmadığından iletişim tespit tutanakları tek başına mahkûmiyete dayanak olamaz.
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E. 2018/14817, K. 2021/4473, T. 22.03.2021Bozma

Kaçak sigarayla yakalanmayan ve suçlamayı kabul etmeyen sanık hakkında yalnız iletişimin tespiti tutanaklarına dayanılarak mahkûmiyet kurulmuştur. CMK 135/6'da 4733 sayılı Kanun kapsamındaki suçlar için dinleme yapılabileceğine dair düzenleme bulunmadığından bu tutanaklar delil sayılamaz ve sanığın beraati gerekir.

Karardan alıntı
“CMK'nun 135/6. maddesinde 4733 sayılı Yasa kapsamında kalan suçlar ile ilgili olarak dinleme yapılabileceğine ilişkin düzenleme bulunmaması karşısında, adı geçen sanık yönüyle iletişimin tespiti tutanaklarının tek başına delil olarak kabul edilemeyeceği”
İçtihat özeti5015 sayılı Kanun'a aykırılık suçu dinleme kataloğunda yer almadığından iletişim tespit tutanakları tek başına delil olamaz.
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E. 2015/27960, K. 2020/9428, T. 16.06.2020

Daire, akaryakıt kaçakçılığına ilişkin 5015 sayılı Kanun'un Ek 5/1 maddesindeki suçun CMK 135/6'daki katalogda bulunmadığını belirtmiştir. Bu nedenle sanıklar yönünden iletişimin tespiti tutanakları tek başına delil olarak kabul edilemez; mahkûmiyet ancak hukuka uygun başka delillerle kurulabilir.

Karardan alıntı
“CMK'nun 135/6. maddesinde 5015 sayılı Yasa kapsamında kalan suçlar ile ilgili olarak dinleme yapılabileceğine ilişkin düzenleme bulunmaması karşısında, adı geçen sanıklar yönüyle iletişimin tespiti tutanaklarının tek başına delil olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmakla”

İlkeler karar metinlerinden derlenmiştir; uygulamada kararın tam metni esas alınmalıdır. Künyeler De Jure ve Yargı PRO içtihat veri tabanlarından doğrulanmıştır.

Sıkça Sorulan Sorular

Her suç için telefon dinlemesi yapılabilir mi?
Hayır. Dinleme, kayda alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi yalnızca sekizinci fıkradaki katalog suçlar için mümkündür. Yargıtay, katalog dışı suçlar için alınan dinleme kayıtlarının delil olarak kullanılamayacağını kabul etmektedir.
Dinleme kararı ne kadar süre geçerlidir?
Tedbir en çok iki ay için verilir ve bir ay daha uzatılabilir. Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda hâkim, her defasında bir ayı ve toplam üç ayı geçmemek üzere ek uzatma kararı verebilir.
Kararsız yapılan dinleme delil olur mu?
Olmaz. Ceza Genel Kurulu, kararsız biçimde telefonun hoparlöre verdirilerek dinlenmesini haberleşme hürriyetinin ihlali saymış ve bu yolla elde edilen görüşmenin hükme esas alınamayacağına hükmetmiştir.
WhatsApp ile yazın