TCK 139, özel hayata karşı suçların soruşturma ve kovuşturmasını şikâyete bağlar; kişisel veri kaydı, verme-ele geçirme ve verileri yok etmeme hariçtir.
Şikayet
Madde 139– (1) Kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve verileri yok etmeme hariç, bu bölümde yer alan suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır.
TCK 139, özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar bölümünde hangi suçların takibinin şikâyete bağlı olduğunu belirler. Buna göre haberleşmenin gizliliğini ihlal (132), kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması (133) ve özel hayatın gizliliğini ihlal (134) suçları şikâyete bağlıdır. Kişisel verilerin kaydedilmesi (135), verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme (136) ve verileri yok etmeme (138) suçları ise resen soruşturulur.
Anayasa Mahkemesi’nin değerlendirmesi: Anayasa Mahkemesi 16.04.2026 tarihli kararında, 136. maddedeki suçun şikâyete bağlı tutulmamasının Anayasa’ya aykırı olmadığına karar vermiştir. Mahkemeye göre şikâyete bağlı suçlar genellikle belirli kişilerin mahremiyetini korurken, kişisel veri suçları çok sayıda kişiyi etkileyebilen ve kamu düzenini ilgilendiren nitelik taşır; bu ayrım kanun koyucunun takdirindedir.
Şikâyete bağlı suçlarda uygulama:
Şikâyete bağlı olmayan suçlarda: 135, 136 ve 138. maddelerdeki suçlarda mağdurun şikâyetten vazgeçmesi nedeniyle düşme kararı verilemez; Yargıtay bu tür düşme kararlarını bozmaktadır. Suç vasfının değerlendirilmesi bu nedenle önemlidir: aynı eylemin 134 mü yoksa 136 mı kapsamında kaldığı, davanın şikâyetten vazgeçmeyle sona erip ermeyeceğini doğrudan belirler.
TCK 139’daki “verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” ibaresi Anayasa’ya aykırı değildir. Kişisel veri suçları bireysel mahremiyetin ötesinde verilerin toplu güvenliğini ve kamu düzenini koruduğundan resen takip edilmeleri kanun koyucunun takdiri içindedir; farklı hukuki değerleri koruyan suçların farklı usule tabi olması eşitlik ilkesini ihlal etmez.
“Buna karşılık çok sayıda kişinin aynı fiille mağdur olabileceği bireysel mahremiyetin ötesinde kişisel verilerin toplu güvenliğini ve dolayısıyla kamu düzenini korumayı amaçlayan kişisel verilerin kaydedilmesi, hukuka aykırı olarak başkasına verilmesi veya ele geçirilmesi ve verileri yok etmeme suçlarının takibinin ise resen yapılmasının öngörüldüğü anlaşılmaktadır.”
136/1’deki suçtan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz incelemesinde, suçun TCK 139 uyarınca şikâyete bağlı olmadığı gözetilmeden itirazın kabul edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
“ilgili maddenin soruşturulması ve kovuşturulmasını şikayet şartına bağlamamış olması karşısında, Mahkemece itirazın reddine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın kabulüne karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.”
134/2’deki suç şikâyete bağlıdır. Mağdur duruşmada şikâyetinden vazgeçmiş, sanık da vazgeçme olursa kabul edeceğini bildirmişse düşme kararı verilmesi gerekir; yargılamaya devamla mahkûmiyet kurulması bozma nedenidir.
“sanığında 28.03.2016 tarihli istinabe ile alınan savunmasında şikayetten vazgeçme olur ise kabul edeceğine dair beyanı nedeniyle sanık hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan düşme kararı verilmesi gerekirken”
Fiil ve faili en geç 2011’de öğrenen katılanın TCK 73/1’deki altı aylık süre geçtikten sonra 2015’te şikâyette bulunması hâlinde, derhal beraat koşulları da yoksa şikâyet koşulu gerçekleşmediğinden davanın düşmesine karar verilmelidir.
“iddiaya konu fiili ve failin kim olduğunu en geç 2011 yılında öğrenen katılanın, TCK'nın 73/1. madde ve fıkrasında öngörülen 6 aylık süre geçtikten sonra 29.04.2015 tarihinde şikayette bulunduğu”
Banyodaki kişinin görüntüsünü çekmeye çalışma olayında suçun asıl mağduru görüntüsü çekilmek istenen kişidir. Bu mağdurun şikâyetten vazgeçmesi ve sanığın kabulü karşısında, aynı evde yaşayan bir başkasının da zarar gördüğü kabul edilerek yargılamaya devam edilmesi isabetsizdir.
“suçun asıl mağdurunun görüntüsü çekilmeye çalışılan mağdur ... olduğu ve mağdurunda 03.05.2016 tarihli duruşmada sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçtiği”
Soruşturma evresinde fiil ve faili bildiği hâlde şikâyetinden vazgeçen katılanın sonradan duruşmada şikâyetçi olduğunu bildirmesi sonuç doğurmaz; 134/2’deki suç bakımından davanın düşmesine karar verilmelidir.
“faili ve fiili bildiği halde şikayet hakkından feragat eden katılan ...’in bundan feragatla yeniden şikayette bulunmasının mümkün olmadığı”
On beş yaşından küçük mağdurlar bakımından şikâyet hakkı ve davaya katılma yetkisi dede veya anneanneye değil, velayeti bulunan anne ve babaya aittir. Kanuni temsilcilerin altı aylık sürede şikâyette bulunmaması hâlinde dava düşmelidir.
“15 yaşından küçük olmaları nedeniyle adı geçen çocuklarla ilgili şikayet hakkının ve davaya katılma yetkisinin, (...) mağdurların velayeti kendilerinde bulunan babası ... ile annesi ...'ya ait olduğu”
133. maddedeki kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu 139/1 uyarınca şikâyete bağlıdır; mağdurun vazgeçmesi ve sanığın kabulü üzerine verilen düşme kararı isabetli bulunmuştur.
“vazgeçme nedeniyle kovuşturmada şikayet koşulunun gerçekleşmemesinden dolayı CMK'nın 223/8. madde ve fıkrası uyarınca verilen düşme kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.”
Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu 139/1’in açık hükmü gereği şikâyete bağlı değildir; mağdurun şikâyetten vazgeçmesine dayanılarak düşme kararı verilmesi hukuka aykırıdır.
“sanığa yüklenen suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olmadığı halde mağdurun kovuşturma evresinde şikayetinden vazgeçtiğine dair yasal olmayan gerekçeye dayalı olarak verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan düşme kararı verilmesi”
TCK 134/1-2. cümledeki suç TCK 139/1 uyarınca şikâyete bağlıdır. Mağdur savcılık ifadesinde şikâyetinden vazgeçmişse şikâyet yokluğu nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi gerekir; buna rağmen açılan kamu davasında düşme yerine yargılamaya devamla mahkûmiyet kurulması hukuka aykırıdır.
“mağdurun 28.01.2016 tarihli savcılık ifadesinde sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçtiğini bildirmesi karşısınında şikayet yokluğu nedeniyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekirken açılan kamu davasında şikayet yokluğu nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi”
TCK 134/1-2. cümledeki suçun kovuşturulması TCK 139/1 gereği şikâyete bağlıdır. On beş yaşından küçük mağdur bakımından şikâyet hakkı kendisinde bulunan annenin savcılıkta şikâyetten vazgeçmesi hâlinde düşme kararı verilmesi gerekir; yargılamaya devamla mahkûmiyet kurulması hukuka aykırıdır.
“mağdur ve 15 yaşından küçük olması nedeniyle şikayet hakkı kendisinde bulunan mağdurun annesinin 30.09.2015 tarihli savcılık beyanında sanık hakkındaki şikâyetlerinden vazgeçmeleri nedeniyle sanık hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan düşme kararı verilmesi gerekirken”
TCK 134'teki suç TCK 139/1 uyarınca şikâyete bağlıdır. Mağdurlar şikâyetlerinden vazgeçmiş, sanık da vazgeçmeden haberdar olduğu hâlde buna açıkça karşı çıkmamışsa ve CMK 223/9 kapsamında derhal beraat şartları bulunmuyorsa, şikâyet koşulu gerçekleşmediğinden düşme kararı verilmelidir.
“temyiz dilekçesinin kapsamına göre sanığın vazgeçmeden haberdar olduğu halde vazgeçmeye açıkça karşı çıkmadığı, dosya içeriği itibariyle de CMK'nın 223/9. madde ve fıkrası kapsamında derhal beraat kararı verilmesini gerektirir şartların bulunmadığı nazara alınarak”
Mağdurun çıplak fotoğraflarını çekip rızası dışında başka bir kişiye gönderme iddiası TCK 134 kapsamında kalır ve TCK 139 uyarınca soruşturma ve kovuşturması şikâyete bağlıdır. Mağdur dilekçeleriyle şikâyetinden vazgeçmişse düşme kararı verilmesi gerekirken suç vasfında hataya düşülerek mahkûmiyet kurulması hukuka aykırıdır.
“mağdurun da 15.01.2016 ve 21.03.2016 tarihli dilekçeleri ile sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçtiği anlaşılmakla sanık hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan düşme kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde suç vasfında hataya düşülerek mahkumiyete karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.”
İlkeler karar metinlerinden derlenmiştir; uygulamada kararın tam metni esas alınmalıdır. Künyeler De Jure ve Yargı PRO içtihat veri tabanlarından doğrulanmıştır.